menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anarşistler ölür ama fikirleri yaşar…

28 0
08.06.2026

Anarşist kavramı, genel anlamda çoğumuz için olumsuz bir çağrışım taşır. Aklımıza gelen ilk algılar; kaos, şiddet, kural tanımazlık, yıkıcılık ve düzensizliktir. Oysa anarşizm, siyaset felsefesine göre hiyerarşi ve zorunlu otoritenin olmadığı bir düzeni savunur. Bireysel özgürlüğü ve kolektif dayanışmayı öne çıkarır.

Gençliğimizde “Yıkılsın Düzen, Yaşasın Devlet. Savaşımız Vurguncu Düzenedir, Düzene” sloganını milletin duvarlarına yazdığımızdan mı bilmiyorum ama, toplumsal dayanışmayı ve insanın kendi kendini örgütleyebilme gücünü öne çıkaran bazı düşünürlere her zaman ilgi duymuşumdur.

İşte böyle bir yazı geçen hafta De Groene Amsterdammer dergisinin 23. sayısında karşıma çıktı. Job de Vrieze’nin kaleme aldığı uzun araştırma yazısı, Rus bilim insanı ve anarşist Peter Kropotkin hakkındaydı. Yazı, ABD Arizona Üniversitesi’nde çalışmalar yapan Judith Bronstein’in Berlin’de bir grup felsefeci, siyaset bilimci ve sosyal bilimci ile Kropotkin üzerine yaptığı görüşmeler ve yorumlardan oluşuyor.

Gelin, Rus anarşist Peter Kropotkin’in bazı görüşlerine birlikte göz atalım. Ancak önce kısaca hayat hikâyesine değinelim.

Peter Kropotkin, 1842 yılında Moskova’da bir sarayda, bir prens olarak dünyaya gelir. Sarayda hizmetçiler vardır. Küçük Peter; baloların, üniformaların ve katı hiyerarşinin hâkim olduğu bir ortamda yetişir. Rusya’nın en prestijli askerî akademisi olan İmparatorluk Page Korpusu’nda eğitim görür. Geleceği........

© Eurovizyon