Tacını kaybeden baş da uslanıyormuş
Taç giyen baş uslanır. Böyle demiş atalarımız. Sorumluluk mevkiine gelmeden önce her türlü savrukluğu, aşırılığı, öngörüsüzlüğü sergileyebilen birisi, iş başa düştüğü zaman akıllanabiliyor.
Boşanmayı çok kolay sanan bekâr gibi… Önünü arkasını hesaplamadan, adeta elindeki kılıçla her sorunu çözüyor, sırtında yumurta küfesi olmayan…
Ta ki, sorumluluk tacını başına giyinceye kadar… O noktadan itibaren; atılan her adımın, alınan her kararın, söylenen her sözün bir sonucunun olduğunu idrak etmeye başlıyor. Demirin sert olduğunu, buzun soğuk olduğunu, ateşin yaktığını (Cahit Sıtkı’ya rahmet olsun…) yaşayarak öğreniyor.
Evet, taç giyen baş uslanıyor. Lakin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde, ‘tacını kaybeden başın da uslanabildiğini’ tecrübe etmiş olduk.
Butlanla batıl hale gelen, 2023 yılındaki 38. CHP Olağan Kurultayı’na kadar ‘FETÖ gerçeğini’ bir türlü kabullenemeyen Kemal Bey, tacını ve tahtını kaybettikten sonra, kelimenin tam anlamıyla ‘akıllanmış’.
CHP Genel Merkezi’ne 3 yıl aradan sonra ayak basan Kılıçdaroğlu, halkla bayramlaşma mitinginde, geçmişine dair esaslı özeleştirilerde bulunarak, partililerinden özür diledi.
GÜLLE GİBİ SUÇLAMALAR
Kemal Bey’in kapsamlı konuşmasının satır aralarına yerleştirdiği sözler, basit bir siyasî manevradan ziyade, geçmişten alınmış büyük derslerin işaretlerini veriyordu:
“Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlâkla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.”
“CHP'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.”
“Ben hesap soracağım, herkes bunu bilsin.”
“Kutsal........
