GEL "EY SEVGİLİ!.. EN SEVGİLİ!.."
Çok Kıymetli Gönül Dostları;Mâlum olduğu üzere "14 Şubat Sevgililer Günü"; kendisini mânevî alanda tüketen Batı'nın, maddî sahada ihyâ olmak ve bir günlük zamana mahkum edilmiş duygularla sevgilerimize hudut çizmek isteyenlerin kapitalist düşüncelerle ihdâs edip bütün dünyada köpürttüğü günlerden bir gündür.
"14 Şubat"ı "Gül" kokulu bir atmosfere taşımak, bugüne medeniyet tasavvurumuz ve kültür kodlarımız penceresinden bakmak ve "Gül"ü yâd ederek zamânı anlamlı kılmak adına, bugün sizlere yirmi yıl önce yazdığım; "GEL "EY SEVGİLİ!.. EN SEVGİLİ!.." başlıklı bir Gülnâme yolluyorum.
Yüce Rabbimizin; "Habîbullah" dediği ve "Âlemlere rahmet olarak gönderdiği";İslâm medeniyetinin, irfan geleneğimizin ve Türk kültürünün; Gül Mushaflı Sevdâmızın Sembolü, Hâtemü'l-Enbiyâ Olan Resuller Resûlü, Kâinâtın Solmayan Gülü" diye vasfettiği, "En Sevgili"ye hitâben kaleme aldığım bu Gülnâmeyi teberrüken, bâkî selâm ve en kalbî muhabbetlerimle birlikte gönül dostlarıma arz ediyorum:
GEL "EY SEVGİLİ!.. EN SEVGİLİ!.."
Câhiliyye Devri’ndeki karanlıkların bağrına güneş olup doğduğun gibi gel.
Gel, Ey “Âlemlere Rahmet” Olan Resûller Resûlü!..Günah prizmalarında kırılan îmânın zayıflayan ışığını, gurûbu olmayan İslâm Güneşi’yle yeniden nurlandırmak için gel.
Gel, Ey Gül Mushaflı Sevdâmızın Sembolü!..Küfrün katran siyahı gecelerinde yolunu şaşıran, inançsızlığın karanlık dehlizlerinde kendini kaybeden, madde ve mânâ boyutuyla hazin bir meçhûlün kucağına düşen insanlığın ufkunu aydınlatacak olan Gül Yüzlü Çağlar’ın yeniden gönül semâlarımızda tulû etmesi için gel.
Gel, Ey Kâinâtın Solmayan Gülü!..Rahmet yağmurlarından mahrum kalarak kuruyan, kıraç topraklar misâli şerha şerha yarılan ruh dünyamızı yeniden yeşertmek için gel.
Gel, Ey “Sonsuz Nûr” olan Gönüller Hünkârı!..Nefsinin kölesi olmaktan yorgun düşen insanları kulluk şerefine yeniden eriştirmek; yanlış vâdîlerde dolaşan aklı, îmân ile aslî mecrâsına yeniden döndürmek, fıtratın sesiyle aklın nûrunu yeniden imtizaç ettirmek için gel.
Gel, Ey Kutlu Emânetin “Emîn” Mîmârı!..Mânâ ile maddeye yaklaşamadığından dolayı, maddenin sığ sularında boğulmaya mahkûm olan beşeriyeti, idrâkin kemâline erdirmek için gel.
Gel, Ey Varlığın En Büyük Îtibârı!..Senin vârislerinin ikâmet ettiği yerler tenhâlaştı. Binbir türlü ziynetlerle beslenmiş, haramzâde ipeklerle süslenmiş, yalan rüzgârlarına yaslanmış Ebû Cehillerin diyârı yine kalabalıktan geçilmiyor. Her geçen gün artan yalnızlığımızı ortadan kaldırmak, hicrânlarımızı mutlu bir vuslata erdirmek, düşünce dünyamızı sevgi, kardeşlik, muhabbet ve müsâmaha........
