KEŞKE AVRUPA’YI GÖRMESEYDİM.
Kur’an bizim, huzur neden onların?
Bu cümleyi bir Avrupa hayranlığı olarak söylemiyorum. Tam tersine, insanın kendi inandığı değerleri başka bir toplumda görünce yaşadığı sarsıntıyı anlatıyorum. Çünkü insan görmeyince alışıyor.
Korna sesine alışıyor. Trafikteki saygısızlığa alışıyor. Torpile alışıyor. Adam kayırmaya alışıyor. Ve en önemlisi YALANA ALIŞIYOR.
Hukuksuzluğa alışıyor. “Burası Türkiye” diyerek her şeyi normalleştiriyor. Sonra bir gün Almanya’ya, Hollanda, Belçika, Norveç’e veya İsveç’e gidiyor. Ve hayatın başka türlü de olabileceğini görüyor.
İşte o zaman insanın kafasında korkunç bir soru beliriyor:
“Ben neden böyle yaşamak zorundayım?”
BİR KORNA SESİNDEN BAŞLAYALIM
Avrupa’da beni etkileyen şeylerden biri hiç korna sesi duymuyorsunuz. Yanlış yere park edene rastlamıyorsunuz. Yol vermedin diye adam öldürene rastlamıyorsunuz. Küçücük çocuklar bile arabaya biner binmez kemerlerini takıyorlar. Gece bile olsa kırmızı ışıkta geçeni görmüyorsunuz. En düşük ücretli bile insanın onuruyla yaşayabileceği gelirleri var. Yetmiyorsa devlet desteği var. Lüks arabalara değil kendilerine yetecek arabalara biniyorlar. Bazı Avrupa ülkelerinde apartman dairesinde yaşayanların oranı sadece 0. p’i müstakil evlerde yaşıyorlar. Evlerinin kapıları, kilitli denemeyecek kadar cam kapılar. Hırsızlık korkuları yok. Alışverişlerinde aldatılma korkusu yok. Yabancılar hariç birbirlerine güven duyuyorlar. Evlerinin bahçesindeki odunlar kalem dizilmiş gibi. Yabancılar hariç hiçbirinin bahçesinde dağınık odunlar göremiyorsunuz. Yere çöp atan bir kişiyi göremiyorsunuz. Ülkeyi yöneten Başbakanın işine bisikletle gittiğini görüyorsunuz. Bir yayaya yol vermediği için istifa eden Bakan duyuyorsunuz. Ahlak mı? Yaz aylarında görmedim ama dekolte giyinen bir genci görmedim. Ve en önemlisi;
Bizimkiler ise binlerce polis ve korumayla ve onlarca lüks makam araçlarıyla şehri felç ediyorlar.
“Bütün bunlar........
