menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oppenheimer: Dünyayı değiştiren adam, kendini kurtarabildi mi?

15 0
13.09.2026

Bazı filmler bir insanın hayatını anlatır. Bazı filmler ise bir insanın hayatından yola çıkarak bütün insanlığın vicdanına soru sorar.

Bazı filmler bir insanın hayatını anlatır.

Bazı filmler ise bir insanın hayatından yola çıkarak bütün insanlığın vicdanına soru sorar.

Christopher Nolan’ın Oppenheimer filmi ikinci gruba giriyor.

İlk bakışta karşımızda J. Robert Oppenheimer’ın hayatı var. Bir bilim insanının yükselişi, Manhattan Projesi, atom bombasının geliştirilmesi, savaş ve sonrasında yaşanan siyasi hesaplaşma...

Fakat film aslında bundan çok daha fazlasını anlatıyor.

Çünkü Nolan’ın asıl sorusu bombanın nasıl yapıldığı değil.

Bir insan kendi yarattığı şeyin sonuçlarından ne kadar sorumludur?

Bilimin sınırı nerede başlıyor?

Oppenheimer bilim insanı.

Evrenin nasıl işlediğini anlamaya çalışıyor.

Fakat bilimsel merakın bir noktadan sonra siyasetin ihtiyaçlarıyla birleştiği yerde işler değişiyor.

Nazi Almanyası’nın atom bombası geliştirebileceği korkusu büyüyor.

Amerika harekete geçiyor.

Ve bilim, laboratuvarın sınırlarından çıkıp devletin silahına dönüşüyor.

Filmin en çarpıcı tarafı da burada.

Oppenheimer bombayı tek başına yapmıyor.

Onun etrafında yüzlerce bilim insanı, mühendis, asker ve siyasetçi var.

Ama tarihin bütün yükü sonunda bir kişinin omuzlarına bırakılıyor.

Çünkü insanlık büyük felaketlerden sonra çoğu zaman sistemi değil, bir yüzü hatırlamak istiyor.

Oppenheimer o yüz oluyor.

“Şimdi ben ölüm oldum”

Filmin en güçlü anlarından biri Trinity testinin ardından geliyor.

Oppenheimer’ın Bhagavad Gita’dan hatırladığı cümle, filmin bütününe yayılıyor:

“Şimdi ben ölüm oldum, dünyaların yok edicisi.”

Bu cümle yalnızca bombanın yarattığı yıkımı anlatmıyor.

Bir bilim insanının kendi başarısından korkmaya başladığı anı anlatıyor.

Çünkü Oppenheimer başardığı şeyi gördüğü anda, başarının kendisinin artık bir başarı olmadığını anlıyor.

Ama insanlığın kazandığı şey nedir?

Savaşın bitmesine katkı sağlamak mı?

Yoksa insanın kendi kendisini yok edebileceği yeni bir çağ başlatmak mı?

Film bu sorunun cevabını vermiyor.

Çünkü bu sorunun tek bir cevabı yok.

Filmin en güçlü yanı: Vicdan

Nolan’ın filmde başarılı olduğu en önemli noktalardan biri, Oppenheimer’ı ne kahraman ne de canavar olarak göstermesi.

Onu insan olarak bırakıyor.

Hatalarıyla,........

© Elips Haber