menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital Giyotin: Bir ‘güvenlik’ illüzyonunun anatomisi

36 0
07.04.2026

Adalet Bakanı tarafından kamuoyuna duyurulan model, siber güvenlik literatüründe bir "doğrulama sistemi" olarak tanımlanamaz.

Devlet aklı, bazen nizam kurma iştahıyla hareket ederken elindeki teraziyi bizzat kendi ağırlığıyla kırar. Bugün "sosyal medyada kimlik doğrulaması" adı altında önümüze konulan reçete, tam olarak bu türden bir kırılma noktasının eşiğidir. Bu, teknik bir modernizasyon değil; toplumsal mahremiyetin merkezi bir denetim mekanizmasına kurban edilme teşebbüsüdür.

Bir illüzyonun teknik iflası

Adalet Bakanı tarafından kamuoyuna duyurulan model, siber güvenlik literatüründe bir "doğrulama sistemi" olarak tanımlanamaz. Zira gerçek bir dijital doğrulama, kimliği anonim bir perde arkasında saklayan "token" mimarisiyle çalışır. Oysa önerilen modelde bir aracı katman yok; milyonlarca insanın T.C. kimlik numarası, dijital ayak izleriyle birleşerek devasa, hantal ve savunmasız bir merkezi veri havuzuna boca ediliyor.

Bu durum, modern veri güvenliğinin en kutsal yasasına ihanettir: "En az veri, en yüksek güvenlik." Biz ise bu yasayı tersinden okuyoruz. Veriyi ne kadar çok merkezileştirirseniz, o veri havuzu siber saldırganlar, veri avcıları ve dijital dolandırıcılar için o denli parlak bir hedef haline gelir.

Sızıntıların gölgesinde bir hafıza kaydı

Türkiye’de dijital güvenlik karnemiz ne yazık ki parlak değil. e-Devlet verilerinin sızdırıldığına dair bitmek bilmeyen iddialar, GSM operatörlerinden taşan kişisel bilgiler, banka müşterilerinin rehberlerinin dolandırıcıların elinde bir "pazarlama listesine" dönüşmesi hafızalarımızda taze. İnsanlar, hiç tanımadıkları kişiler tarafından aranıp anne kızlık soyadlarına kadar tüm kimlik bilgileriyle manipüle edilirken; şimdi biz, bu parçalı zaafiyetleri tek bir potada eritmeyi teklif........

© Elips Haber