Avukatın sırrı, algoritmanın hammaddesi mi?
Avukat, müvekkilinin dosyasını yapay zekâya yüklediğinde yalnızca bir araç mı kullanmaktadır; yoksa dosyaya yeni ve görünmez bir muhatap mı eklemektedir?
Bir dava dosyasını yapay zekâya yüklemek, dilekçe hazırlatmak mı; yoksa müvekkilin mahremiyetini görünmez bir üçüncü kişiye teslim etmek mi?
Bir dava dosyası yalnızca kâğıt değildir. İçinde bir insanın kimliği, ailesi, sağlığı, serveti, korkuları, suçlamaları ve bazen ömrü boyunca kimseye anlatamadığı sırları vardır. Müvekkil, dosyasını avukatın masasına bıraktığında yalnızca belge teslim etmez; hayatının en savunmasız hâlini emanet eder.
Mesleğin geleneksel dünyasında bu sır büyük ölçüde iki yerde yaşardı: Dosyanın içinde ve avukatın zihninde. Dosya dolaba kaldırılır, anahtar saklanır; avukat da öğrendiğini kendine saklardı. Sırrın nerede durduğu ve kimlerin elinde olduğu belliydi.
Bugün ise aynı dosya, tek bir “yükle” tuşuyla büronun duvarlarını ve ülkenin sınırlarını aşabiliyor. Üstelik dosya masadan kalkmıyor; onun bir kopyası başka bir yerde oluşuyor. Yapay zekâ sisteminin yapısına göre bu kopya saklanabiliyor, başka sistemler tarafından işlenebiliyor veya yurt dışındaki sunuculara aktarılabiliyor.
Dijital çağın farkı tam da burada: Sır artık yalnızca yer değiştirmiyor; çoğalabiliyor.
Bu nedenle asıl soru bir dilekçenin yapay zekâyla kaç dakikada hazırlanacağı değildir. Asıl soru şudur:
Avukat, müvekkilinin dosyasını yapay zekâya yüklediğinde yalnızca bir araç mı kullanmaktadır; yoksa dosyaya yeni ve görünmez bir muhatap mı eklemektedir?
Sır saklama borcu değişmedi, sırrın dolaştığı alan değişti
Türkiye Barolar Birliği, 28 Ağustos 2026’da “Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi”ni yayımladı. Rehber; meslek sırrının korunmasını, kişisel veri güvenliğini, insan denetimini, hukuki doğrulamayı ve nihai sorumluluğun avukatta kalmasını esas alıyor.
Bu rehber yeni bir sır saklama yükümlülüğü yaratmıyor. Avukatın kendisine emanet edilen veya mesleği nedeniyle öğrendiği bilgileri koruma borcu zaten vardı. Yapılan, köklü bir meslek ilkesinin dijital dünyada ne anlama geldiğini göstermektir.
Dün dosyanın anahtarını korumak gerekiyordu. Bugün buna ek olarak verinin nereye gittiğini, kim tarafından işlendiğini, ne kadar süre saklandığını ve başka bir amaçla kullanılıp kullanılmadığını bilmek gerekiyor.
TBB Rehberi’nin 14–15 Şubat 2026’da gerçekleştirilen “Yapay Zekâ ve Avukatlık Çalıştayı”nda oluşan birikime dayanması da meselenin geçici bir teknoloji hevesi olmadığını gösteriyor. Rehberin mesajı açık: Avukat yapay zekâdan yararlanabilir; fakat meslek sırrını, hukuki muhakemesini ve sorumluluğunu algoritmaya devredemez.
Yapay zekâ tek bir sistem değildir
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. İnternet üzerinden herkesin kullandığı genel amaçlı bir sohbet uygulamasıyla, veriyi eğitim amacıyla kullanmayan kurumsal bir sistem veya tamamen büronun kendi bilgisayarlarında çalışan kapalı bir model aynı değildir.
Bu yüzden “Yapay zekâya hiçbir dosya yüklenemez” demek de “Kurumsal hesap aldım, artık her dosyayı yükleyebilirim” demek de doğru değildir.
Risk, aracın adında değil; verinin izlediği yoldadır.
Kişisel veri içeren bir komut, sıradan bir soru sayılmaz. Bir boşanma dilekçesi özetlenirken eşlerin özel hayatı, çocukların bilgileri ve sağlık kayıtları sisteme taşınabilir. Bir ceza dosyasında savunma hazırlanırken ifade tutanakları, iletişim kayıtları ve adli sicil bilgileri paylaşılabilir. Ticari bir uyuşmazlıkta ise şirketin mali durumu, fiyat politikası veya müzakere stratejisi bir teknoloji şirketinin altyapısına bırakılabilir.
Üstelik “İsimleri sildim” demek........
