menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ödev tartışmasını bitirecek bilimsel gerçekler

41 0
30.10.2025

Her akşam yaşanan tanıdık stres

"Ödevin var mı çocuğum? Bugün yok! "Ödevini yaptın mı?", Ödev bitmeden masadan kalkamazsın!", “Bak Ahmet ne güzel ödevlerini yapıyor!, "Çocuğumun ödevine sen yardım et." "Hadi çabuk ol, yarın kurs var, ödev bitmeli!"

Bu cümleler, akşam saatlerinde pek çok evde yankılanan tanıdık bir gerilimin sesidir.

Kimi zaman gün boyu süren kaygının anlık patlamasına,

kimi zaman sisteme ya da öğretmene yöneltilen bitmeyen şikâyetlere dönüşür.
Bazısı, ebeveynin kendi yorgunluğunu ya da sorumluluğunu başkasına devretme çabasını yansıtır;

bazısı ise çocukla ebeveyn arasındaki güven köprüsünü sessizce aşındırır.
Bir kısmı, öğrenmenin ebeveyn performansına dönüştüğü o gergin tabloyu hatırlatır;
gereksiz kıyaslamaları, kolaycılığa yönlendiren arayışları,
ve çocuğun oyun ile dinlenme hakkının gaspını gösterir.
Her bir cümle bir ailenin akşamına sinen küçük bir çatışmanın yankısıdır.

Belki de aile huzurunun gizli katillerinden biridir.

Cümleler evdeki huzurun görünmez duvarlarına çarpar, sonra yankısı çocuğun kalbine düşer.

Birçok ülkede eğitim tartışmalarının en masum görünen öznesi “Ödev”ler.

Masum bir eğitim uygulaması aile içi gerginliğin görünmez kaynağı hâline gelmiştir.
Evlerimizin en mahrem köşelerinde yankılanan sessiz bir sosyal krize dönüşmüştür.

Öğretmen, veli, öğrenci… herkes aynı zincirin halkası ama kimse mutlu değil gibidir.

Varoluş Sorusu: Neden Değil, Nasıl?”

Bir yandan ödev verilmelidir diyenler diğer yanda verilmesin diyenler…

Ödev gerçekten öğrenmenin vazgeçilmezi mi, yoksa modern eğitimin hızını kesen gereksiz bir balast mı?

Bugün geldiğimiz noktada, geleceğimizi inşa eden çocuklarımızın ödev masasında değil, hayatın içinde öğrenmeye devam etmesi her zamankinden daha kritik bir hal almıştır.

Bu yüzden artık “ödev verelim mi, vermeyelim mi?” sorusunu tartışmamalıyız.

Mesele, ödevin varlığı değil; ödevin niteliğidir.
John Hattie’nin ifadesiyle artık mesele

“Ne işe yarar?” değil,
“Ne en iyi şekilde işe yarar?” sorusudur.

Bizim de tartışmamız artık “ödev işe yarar mı?” değil;
“Ödev EN iyi nasıl işe yarar?” sorusuna odaklanmalıdır.

Tam Tersi Olmalıydı: Ödevin Faydası Yaş İlerledikçe Artar, Azalmaz

Peki, ödev hakkındaki bu yerleşik kanılarımız bilimsel gerçeklerle ne kadar örtüşüyor?

Ödev gerçekten öğrenmenin vazgeçilmezi mi, yoksa modern eğitimin hızını kesen gereksiz bir yük mü? Şimdi, bilimin ışığında bu kaosa son verecek ve ödeve bakışımızı kökten değiştirecek gerçekleri masaya yatıralım.

Araştırmaların en şaşırtıcı bulgularından biri, ödevin yaşa bağlı etkisidir.

Eğitim araştırmaları yıllardır aynı gerçeği söylüyor:
“Yaş ilerledikçe ödevin faydası artar.”

Ödevin etkisi, sınıf seviyesi yükseldikçe güçleniyor.

Bu ne demek?

İlköğretimin ilk kademelerinde (1–6. sınıflar), ödevin akademik başarıya etkisi neredeyse sıfır.
Bu dönemde ödevin tek işlevi, sorumluluk bilinci ve çalışma alışkanlığı gibi becerileri desteklemektir.

Ortaokul ve lise kademelerine gelindiğinde tablo değişiyor.
Karmaşık bilgilerin sindirilmesi, konular arası bağlantı kurulması, sınavlara hazırlık…
İşte bu dönemde ödev, gerçek anlamda öğrenme aracına dönüşüyor.
Lise çağındaki bir öğrenci için ödev, akademik başarıyı doğrudan etkileyen güçlü bir faktör.

Bilim diyor ki:

“Ödevin faydası yaş ilerledikçe artar; bu kademelerde daha çok verilmelidir.”

Ama ne yazık ki biz, bu dönemi “ödevle yorma” dönemi hâline getirdik.
Saatler süren tekrarlar, çocuklar için öğrenmeden çok tükenme anlamına geliyor.

Kısacası ödev alt sınıf düzeylerinde öğrenciler için kocaman bir “YÜK”

Uygulamada tam tersi yaşanıyor.

Türk eğitim sistemi, bu bilimsel bulguya adeta sırtını dönmüş durumda.

Bizde ödevler, etkisinin en az olduğu yaşta —ilkokulda— yükleniyor;
etkisinin en yüksek olduğu dönemde —lisede— neredeyse kayboluyor.

Bu ters mantık, eğitim sistemimizde zincirleme bir reaksiyon yaratıyor.

Çocuklarımızın en değerli enerjisi, erken çocukluk dönemi enerjisidir.
Ne yazık ki bu enerji, saatler süren anlamsız ödevlerle........

© Elips Haber