İran savaşı ve iç cephe
Batı Asya coğrafyası ilk defa savaş görmüyor. Bu coğrafyada zaten maalesef sürekli savaş var.
Cumartesi gününden beri tüm dünya İran’daki savaşa kilitlenmiş durumda.
Malûm, bir süredir İran’ın nükleer silah geliştirmemesi, füze kapasitesini sınırlandırması ve bölgedeki vekil güçlerine desteğini kesmesini isteyen ABD ile bu talepleri reddeden ya da ancak nükleer silahlar hususundaki talebi kısmen kabul eden İran arasında görüşmeler sürüyordu. İsrail ise İran ile hangi koşullarda olursa olsun uzlaşmanın geçici bir çözüm olacağını ve kesin çözümün İran’da bir rejim değişikliği olduğunu düşündüğünden başından beri ABD’yi İran’a karşı saldırmaya ikna etmeye çalışıyordu. Bunda başarılı da oldu.
İran’a yönelik askeri harekâtın, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e karşı gerçekleştirdiği saldırı sonrasındaki sürecin bir parçası olduğunu görmek zor değil. İsrail güçlü ABD desteğiyle önce Hizbullah liderliğini ortadan kaldırdı ve Hizbullah’ı ciddi ölçüde güçten düşürdü, sonra Suriye’de zaten yıllardır sürmekte olan iç savaşta muhaliflerin İran destekli Esad rejimini devirmesini mümkün kıldı, daha sonra da Gazze’de Hamas’ın silah bırakmasını ve Gazze yönetiminden çekilmesini sağladı. Sıra şimdi deyim yerindeyse “bölüm sonu canavarı”na, yani İran’a geldi.
Rejim değişikliği olur mu?
Savaş başlar başlamaz ABD-İsrail başta “Yüce Lider” Ali Hamaney olmak üzere İran’ın siyasi ve askeri liderliğini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ancak bu Venezeula’daki gibi İran’daki rejimin derhal diz çökmesini ve ABD şartlarını kabul etmesini beraberinde getirmedi. Bunda İran’daki rejimin temelinin dine/Şiiliğe dayanmasının rolü büyük. İran rejiminin kadrolarının önemli bir kısmı ABD’ye diz çökmektense ölmeyi göze alacak kişiler.
Bu doğrultuda İran çok gecikmeden karşı saldırıya geçti ve hem Körfez Arap ülkelerindeki ABD üslerini hem de İsrail’i roketleriyle hedef almaya başladı. Bu saldırılar dikkate değer mal ve........
