menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump'ın seçim paniği; skandallar, petrol ve Putin...

62 0
12.10.2026

Türkiye’de iktidara yakın isimlerin de anıldığı fon skandalı tartışılırken, ABD’de Donald Trump yönetimi de yolsuzluk ve çıkar çatışması iddialarıyla karşı karşıya. Trump’ın bizzat görevlendirdiği isimler hakkındaki soruşturmalar, İran savaşıyla ağırlaşan enerji krizi ve Rusya politikasındaki ani değişiklik, Beyaz Saray’ın kasım seçimleri öncesinde birden fazla cephede mücadele verdiğini ortaya koyuyor.

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri yaklaşırken Trump’ın önceliği giderek belirginleşiyor:

- Ekonomik sıkıntılardan bunalan seçmene rahatlama sağlayacak adımlar atmak,

- Yönetimi hakkındaki tartışmaların siyasi maliyetini sınırlamak,

- Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu korumak.

Ancak bu hedefler için atılan adımların bazılarının Trump’ın bugüne kadar savunduğu politikalarla çelişiyor olması da oldukça dikkat çekici.

 Washington'da büyüyen “etik” tartışmaları

Trump yönetimini zorlayan gelişmelerin başında, kendisine yakın isimler hakkındaki çıkar çatışması ve yolsuzluk iddiaları geliyor. ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi-Trump'ın oğlu Don Jr Trump'ın eski nişanlısı- Kimberly Guilfoyle hakkında ABD Dışişleri Bakanlığı yolsuzluk soruşturması başlattı. Soruşturma, Trump’ın uzun süredir destekçisi olan bağışçı Eric Deters'in Guilfoyle’un 2025’teki Senato onay süreci öncesinde 100 bin dolarlık American Express borcunun ödenmesini istediğini yolundaki iddiaları üzerine tetiklendi. Deters’ın iddiasına göre Guilfoyle, kredi kartı borcunun ödenmesine karşılık işadamına, Trump yönetimindeki üst düzey isimlere erişim sağlama sözü verdi. Deters, para transferinin iz bırakmayacak biçimde yapılmasını istediğini ileri sürdüğü Guilfoyle’a ait mesajları da kamuoyuyla paylaştı. İddialar henüz kesinleşmiş değil. Ancak büyükelçi ve yönettiği diplomatik temsilcilik hakkında soruşturma açılması, konunun kişisel bir anlaşmazlığın ötesine geçtiğini gösteriyor. ABD’de Demokrat siyasetçiler, iddiaların Kongre tarafından da incelenmesini istiyor. 

Tom Barrack hakkındaki iddialar...

Bir diğer tartışma da, yine Trump'ın yakın arkadaşlarından ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Thomas Barrack hakkında;

Reuters’ın 9 Ekim tarihli haberine göre Barrack, uzun süredir iş ilişkisi bulunan Ziad Ghandour’un yönettiği TI Capital şirketinin Irak ile Suriye arasındaki petrol boru hattının yeniden geliştirilmesi projesine katılması için bizzat araya girdi.

Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakması hedeflenen yaklaşık 15 milyar dolarlık proje için Irak ve Suriye, aralarında TI Capital, Chevron ve Katarlı UCC Holding’in bulunduğu konsorsiyumla teknik ve finansal çalışmalar yapılmasına yönelik mutabakatlar imzalamıştı. Reuters’ın haberine göre Barrack’ın, TI Capital tarafından yürütülen bir gayrimenkul girişiminden kâr payı alma hakkı bulunuyor.

Etik uzmanları, Barrack'ın iş ortağının şirketinin projeye katılması için diplomatik nüfuzunu kullanmasının çıkar çatışması yaratabileceğine dikkat çekiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Barrack’ın etik kurallara uygun hareket ettiğini savunuyor ve kendisinin doğrudan boru hattı projesinde mali çıkarı bulunduğu iddiasını reddediyor. 

Trump Nobel'i alamadı; alan hakimin kurumuna yaptırım uyguladı...

Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik yaptırımları da Beyaz Saray’ı yalnızca iç politikada değil, uluslararası alanda da sert bir tartışmanın içine çekmiş durumda. Norveç Nobel Komitesi’nin 2026 Nobel Barış Ödülü’nü eski UCM yargıcı Navi Pillay’a verdiğini açıklamasından saatler sonra Washington, mahkemeye yönelik kurumsal yaptırımları duyurdu.........

© Ekonomim