OVP’ye ekonomik güvenlik açısından bakalım
Yeni OVP’de ilk kez ayrı bir başlık olarak yer alan ekonomik güvenlik ve dayanıklılık, Türkiye’nin yalnızca büyümeyi değil, krizlere karşı tedarik ve üretim kapasitesini de politika gündemine aldığını gösteriyor. Asıl mesele ise her şeyi ülke içinde üretmek değil, kritik alanlarda alternatifl eri ve ikame kapasitesini hazır tutmak.
Bugüne dek teşvik sistemimiz daha verimli üretimin desteklenmesine dayanıyordu. Ekonomik dayanıklılığın öne çıkması ile bazı ürünlerin üretilip üretilemeyeceği; eğer üretilecekse hangi maliyetlere katlanarak bunun yapılabileceğini ortaya koyan pilot projelerin yapılması önem kazandı.
Orta Vadeli Plan’ın (OVP) enflasyon, büyüme gibi ekonomik büyüklüklerle ilgili öngörülerini hafta boyunca gazetemizin değerli yazarlarından okudunuz. Ben OVP’de önemli olan ama pek dikkat çekmediğini düşündüğüm bir bölüme değineceğim: Ekonomik güvenlik ve dayanıklılık. İlk kez bir OVP’de böyle bir bölüm var. Bu bölüm, Türkiye’nin de dünyadaki trendlere ve tartışmalara uygun olarak artık ekonomik büyümenin yanı sıra dayanıklılığa yönelik strateji geliştirme çabasının bir göstergesi.
Nereden çıktı bu ekonomik güvenlik ve dayanıklılık? Son yıllarda bu meseleyi devletlerin gündemine taşıyan birkaç tetikleyici olay yaşandı. İlk olarak, COVID-19 pandemisinde tedarik zincirlerinin kesilmesi ve pek çok ürünün bulunamaması, Batı ülkelerinin basit şeylerin üretimi için dahi Çin’e ne denli bağımlı olduğunu gösterdi. ABD’de maske bile bulunamayan günler oldu. İkinci olarak, Amerikan Hazine’sinin dolar üzerinden işleyen küresel bankacılık sistemini yaptırımlar yoluyla bir silah olarak kullanması ve bu yolla Rusya, İran gibi hasımlarının ekonomilerine zarar vermesi, diğer ülkeleri de “yarın bir gün biz de aynı duruma düşmeyelim” endişesine sürükledi.
Üçüncü olarak, yine ABD’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerinde kullanılacak çiplerin satışını (ve Anthropic örneğinde olduğu gibi bazen modellerin kendisini bile) hasım........
