Yine ‘araba atların önüne koşuluyor’
Özellikle ekonomi ile ilgili kararlarda konunun tarafları dinlenmeden bir sabah aniden yeni bir reform paketi açılıyor. İlgili kesimin hiçbir haberinin olmadığı, yasal düzenlemelerin Meclise gittiği gibi değiştirilmeden oylandığı gelişmeler birbirini izliyor.
Yarım yüzyıla yaklaşan AK Parti iktidarının en dikkate değer ve belki de başarı getiren yönlerinden birisi çok hızlı refleksler ortaya koyması, kararlar alması. Toplumu, kesimleri ilgilendiren sosyal, ekonomik, siyasi, hukuki, kültürel tüm konularda tavır belirleyerek eyleme dönüştürmesi. Ancak konunun neden-sonuç ilişkisi belirlenmiyor ve etki analizi yapılmıyor.
Önce bu ifadeye ilişkin birkaç yazı başlığı…
Nedense “Arabayı atların önüne koşmak” ifadesi hoşuma gidiyor. Zaman zaman çeşitli resmi toplantılarda, televizyon programlarında ve sohbetlerde kullanıyorum. Bir yanlışın veya tersliğin bu kadar veciz bir ifadeyle anlatılmasını çok anlamlı buluyorum.
Google üzerinden açık kaynaklara bakınca bu ifadenin ya da başlığın birkaç yazıda kullanıldığını gördük.
İlki Dünya gazetesindeki 24 Temmuz 2019 tarihli yazı başlığı…
“…Aslında -atlar arabanın önüne koşulur- ifadesi geçerlidir, yani atlar arabayı çekmek için önde yer alır.
Oysa “arabayı atların önüne koşmak…” deyince, işe tersten başlandığı akla gelir. Yani daha önce yapılması gereken işleri daha sonraya bırakmak ve dolayısıyla işe sondan ya da tersten başlamak anlamına gelir.”
İkincisi, 17 Mart 2009 tarihli Yeni Şafak gazetesinde Abdullah Muradoğlu’na ait yazı...
“…Gilles Deleuze'ün dediği gibi, / Hukukun gerçek yaratıcısı, içtihatlardır: Yargıçlara emanet edilmemesi gerekirdi." İçtihatlar, arabaların önüne koşulan yağız atlar gibidirler.
Ama bizde tam tersi oluyor sevgili okurlar, arabaları atların önüne koşuyorlar.
İdeolojiler hukukun önüne geçtiği için bir türlü yol alamıyoruz.
Kimi hukukçuların ve kimi yüksek yargıçların ifade ettikleri görüşler çözümü kolaylaştırmayı bir kenara bırakın,........
