İstanbul’un yeni rekabet alanı: Regülasyonu inovasyonun parçası yapmak
Başarılı çözümlerin kamu kurumlarında veya büyük şirketlerde pilot uygulamaya, ardından satın almaya ulaşması kolaylaştırılmalı. Böylece hızlandırma programlarında başlayan süreç ilk müşteriye, yatırıma ve uluslararası pazarlara kadar devam edebilir.
Bir şehrin küresel girişimcilik merkezi olması için artık yalnızca iyi girişimcilere, yatırım fonlarına, teknoparklara ve hızlandırma programlarına sahip olması yetmiyor. Teknoloji geliştikçe girişimcilerin karşısına önemli bir konu daha çıkıyor: Regülasyon.
Yapay zekâyla kredi skorlama yapan bir fintek, hastalık teşhis eden bir sağlık girişimi ya da otonom araç geliştiren bir şirket için bazen temel soru “Bu ürünü geliştirebilir miyiz?” değil, “Bunu hangi kurallar altında gerçek kullanıcılarla deneyebiliriz?” oluyor.
İstanbul Kalkınma Ajansı’nın yayımladığı “Regülatif Sandbox Mekanizmaları: Uluslararası Örnekler ve Türk Hukuku Kapsamında Uygulanabilirlik Önerileri” raporu bu meseleye odaklanıyor. Çalışma, literatür taramasının yanında 20 paydaşla yapılan görüşmeler ve fintek ile sağlık teknolojilerinde 27 paydaşın katıldığı odak toplantılarıyla desteklenmiş.
Sandbox’ın arkasındaki fikir basit: Yeni bir teknoloji ortaya çıktığında hemen yasaklamak ya da bütün piyasa için yeni mevzuat hazırlamak yerine, önce kontrollü biçimde test etmek ve sonuçlarından öğrenmek.
İlk önemli örneklerden biri İngiltere’de FCA (Finansal Denetim Otoritesi) tarafından geliştirildi. Ardından Singapur, Avustralya, Abu Dabi ve Dubai gibi merkezler kendi modellerini oluşturdu. Başlangıçta daha çok fintek için kullanılan yaklaşım zamanla enerji, sağlık, veri ve yapay zekâya yayıldı.
Sandbox, kuralların........
