menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Altın fiyatları savaşı değil, ihtimalini sever

35 0
12.08.2026

Altın piyasasında yaygın bir kabul var: Savaş ihtimali arttığında altın yükselir. Bu düşünce tamamen yanlış değil. Belirsizlik büyüdüğünde yatırımcılar hisse senedi, şirket tahvili veya riskli para birimleri yerine kolay alınıp satılabilen ve karşı taraf riski taşımayan varlıklara yöneliyor. Altın da bu arayıştan yararlanıyor.

Ancak tarihsel hareketlere bakıldığında daha ilginç bir tablo görülüyor. Altın çoğu zaman savaş başladıktan sonra değil, savaş ihtimali yükselirken daha güçlü hareket ediyor. Çatışma başladığında ise piyasa korkulan senaryonun gerçekleşip gerçekleşmediğine bakıyor. Savaş sınırlı kalır, enerji arzı korunur ve büyük ülkeler çatışmaya doğrudan katılmazsa altındaki risk primi hızla azalabiliyor.

Bu durum piyasalarda sık görülen “beklentiyi satın al, gerçekleşmeyi sat” davranışına benziyor. Yatırımcılar savaş ihtimalini önceden fiyatlıyor. Çatışma başladığında yeni ve daha kötü bir gelişme ortaya çıkmazsa, önceden alınan pozisyonlarda kâr satışı başlıyor.

1990-1991 Körfez savaşı bunun en açık örneklerinden biri. Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden sonra aylarca devam eden askerî yığınak petrol ve altın fiyatlarına savaş primi ekledi. Fakat ABD öncülüğündeki hava harekâtı 17 Ocak 1991’de başladığında piyasa, savaşın kısa sürebileceği görüşüne yöneldi. Altın ilk saatlerde yükseldikten sonra yön değiştirdi ve bir günde 30 doların üzerinde gerileyerek 397 dolara düştü. Ocak ayının sonunda fiyat 365 dolar civarına kadar indi. Savaş başlamıştı, fakat piyasanın beklediği uzun süreli enerji krizi ortaya çıkmamıştı. Altının içine yerleşmiş savaş primi bu nedenle çözüldü.

2003 Irak savaşı öncesinde de benzer bir hareket görüldü. Altın, savaş beklentilerinin güçlendiği dönemde altı yılın en yüksek seviyesi olan 388 dolar civarına çıktı. Fakat harekâtın başlamasından hemen önce 340 dolar civarına geriledi. Piyasa savaşın kısa süreceği ve Irak dışındaki petrol üretiminin ciddi biçimde etkilenmeyeceği düşüncesine ağırlık verdi. Dönemin işlemcileri, savaş başladığında kısa süreli bir yükseliş yaşanabileceğini ancak ardından satış geleceğini açıkça söylüyordu. NBER tarafından yayımlanan bir çalışma da Irak savaşı ihtimalinin altın ve enerji hisselerini desteklediğini, yani önemli fiyatlamanın çatışmadan önce gerçekleştiğini gösterdi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi ilk aşamada altını güçlü biçimde destekledi. Altın şubat ayında yüzde 6, ilk çeyrekte yüzde 8 yükseldi. Ancak savaş devam ettiği halde bu yükseliş korunamadı. ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımlarına başlaması, tahvil getirilerinin yükselmesi ve doların güçlenmesi savaş etkisinin önüne geçti. Altın yılın ilk yarısını sadece yüzde 0,6 artışla tamamladı. Savaş sona ermemişti, fakat piyasanın ana konusu jeopolitik riskten para politikasına geçmişti.

Ekim 2023’te başlayan İsrail-Hamas çatışması da altının savaş haberlerine nasıl tepki verdiğini gösterdi. Altın, saldırıdan önce 1.810 doların altındayken ay sonuna doğru 2.000 doların üzerine çıktı. Buradaki yükselişi yalnızca Gazze’deki çatışma değil, İran’ın, Lübnan’ın ve diğer bölge ülkelerinin savaşa katılabileceği korkusu destekledi. Daha geniş bir bölgesel savaş ihtimali azaldığında güvenli liman pozisyonları da küçüldü ve altın geriledi.

2026’da ABD ve İsrail ile İran arasında başlayan savaş ise bu davranışın daha çarpıcı bir örneğini sundu. Altın, jeopolitik gerilimin yükseldiği ocak ayında 5.400 doların üzerine çıkarak rekor kırdı. Çatışma 28 Şubat’ta başladıktan sonra........

© Ekonomim