Kontrol edilen yabancı kurum kazançları ve vergileme
Devlet bütçesinin en önemli kaynağı hiç şüphesiz vergilerdir. Bu nedenle vergi gelirlerinin en az kayıpla tarh ve tahsili önem taşımaktadır. Bununla ilgili olarak gelişen ve değişen ekonomik koşullara ve yeni gelişen faaliyetlere uygun, çeşitli düzenlemeler yapılması gerekli olmaktadır.
Yatırımcı ve sermaye sahibi en çok karı hedefleyerek istisna, indirim, teşvik gibi çeşitli vergi avantajlarından yararlanmak maksadıyla yurtdışına yönelmektedir. Bazı ülkeler de yatırım çekmek amacıyla özel teşvikler sağlamaktadır. Bunu küresel rekabetin doğal bir sonucu olarak kabul etmek gerekir. Doğası gereği yatırımcı, daha düşük hatta vergiden arınmış alanlara kaymak eğilimindedir.
Buna karşılık mali idareler ülke sermayesinin çıkışını kontrol etmek, vergi kaybını ortadan kaldırmak için bazı vergi emniyet mekanizmalarını devreye sokabilmektedir. Kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesi gibi uygulamalar buna örnek gösterilebilir.
Kontrol edilen yabancı kurum kazançlarının vergilendirilmesi, uluslararası vergi planlaması yoluyla kazançların düşük vergili veya vergisiz ülkelere kaydırılmasının önlenmesi amacıyla geliştirilen önemli bir vergi güvenlik müessesesidir. Bu düzenlemeler ile yurt dışında kurulan veya iştirak edilen şirketler aracılığıyla elde edilen kazançların, fiilen dağıtılmamış olsa dahi belirli şartların varlığı hâlinde Türkiye’de vergilendirilmesi amaçlanmaktadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’muzun 7’nci maddesinin ilk fıkrasında;’ Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az P'sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın, maddede belirlenen şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye'de kurumlar vergisine tâbidir’’ denilmektedir.
Kontrol edilen yabancı kurum kazancı
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7’nci maddesiyle belli şartlar altında yurt dışı iştiraklere yatırım yapan mükelleflere bu iştiraklerinden fiilen kâr payı dağıtılmasa bile vergi uygulamaları açısından kâr payı dağıtılmış olduğu kabul edilmekte ve bu suretle bu iştiraklerin Kontrol edilen yabancı kurum kavramı; tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az P’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştirakleri ifade etmektedir.
Maddede sözü edilen “ ve” “doğrudan veya dolaylı ayrı ayrı ya da birlikte” ifadeleri ile yurt dışındaki iştirakin ortaklık paylarının grup şirketleri veya gerçek kişiler arasında paylaştırılıp, maddede belirtilen kontrol oranının altında kalınarak kapsam dışına çıkılması engellenmektedir.
Yurt dışındaki bir kurumun kontrol edilen yabancı kurum sayılabilmesi için bu kurumun sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az P’sinin doğrudan veya dolaylı olarak, ayrı ayrı ya da birlikte tam mükellef gerçek kişi ve kurumlara ait olması gerekmektedir. Yurt dışı iştirakin kontrol edilen yabancı kurum olup olmadığının tespitinde, kontrol oranı olarak ilgili hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınacaktır. Yurt dışı iştirake ilişkin iştirak payının (sermaye, kâr payı veya oy kullanma hakkının) tamamının, yurt dışı iştirakin hesap döneminin kapanmasından önce herhangi bir tarihte muvazaa olmaksızın elden çıkartılmış olması halinde, ilgili yurt dışı iştirak hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.
Yurt dışı iştirakin kurum kazancının Türkiye’de kurumlar vergisine tabi tutulabilmesine şartları
Anılan kontrol oranının sağlandığı yurt dışı iştiraklerin, Kurumlar Vergisi Kanunu uygulamasında “kontrol edilen yabancı kurum” olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla kontrol edilen yurt dışı iştiraklerin kurum kazançlarının, dağıtılsın veya........
