Anayasa Mahkemesi e-tebligata el attı: Bakanlığın yetkisi sınırlandı
Değerli okurlar, bu konuya daha önce çeşitli yazılarımda dikkat çekmiş ve mevcut düzenlemenin sorun yarattığını, mükelleflerin hak kaybını önlemeye dönük önlemler alınması gerektiğini belirtmiştim. Anayasa Mahkemesi de bu hususa dikkat çekip TBMM’ye yeni ve daha detaylı, mükellefleri de koruyacak bir düzenleme yapma ödevini vermiştir.
Bu konuda, 12 Ocak 2026 tarihli yazımda önerilerde bulunmuştum. Bu vesile ile bu yazımı da hatırlatmak isterim.
VUK madde 107/A’nın iptal kararı ne anlama geliyor?
Anayasa Mahkemesi, 15 Ocak 2026 tarihli ve E:2025/94, K:2026/11 sayılı kararıyla Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinin bir fıkrasını iptal etti. İptal edilen hüküm, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na elektronik tebligat yükümlülüğü getirme ve usul ile esasları belirleme konusunda geniş bir düzenleyici yetki tanıyan bölümdü. Mahkeme bu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti; iptal kararının yürürlüğe girmesi ise kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonraya ertelendi.
Bu karar; yalnızca teknik bir vergi usul meselesinin ötesinde, idarenin yetki sınırları, hukuki güvenlik ilkesi ve yargıya erişim hakkı bakımından son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır.
E-tebligat sistemi nasıl çalışıyordu?
VUK’un 107/A maddesi, 2010 yılında hayata geçirildi; elektronik ortamda tebligat yapılmasının önünü açtı. Bakanlık, bu yetkiye dayanarak çıkardığı tebliğlerle önce büyük ölçekli şirketleri, ardından kurumlar vergisi mükelleflerini, ticaret sicilinde kayıtlı gerçek kişileri ve nihayetinde geniş bir mükellef grubunu elektronik tebligat almaya zorunlu kıldı.
Sistemin işleyişi şöyle: Mükellefe vergi dairesinin e-tebligat portalındaki kutusuna belge düşüldüğünde, kayıtlı telefon numarasına kısa mesaj gönderiliyordu. Mükellefin bu mesajı alıp almadığına ya da e-tebligat adresini açıp açmadığına bakılmaksızın, 5 günlük süre dolduğunda tebligat hukuken yapılmış sayılıyordu. Vergi ve ceza ihbarnameleri, incelemeye başlama yazıları, defter-belge ibraz talepleri - hepsi bu yolla ulaştırılıyordu.
Uygulamada ciddi mağduriyetler yaşandı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde, değişen telefon numaraları ya da takip edilmeyen e-posta hesapları nedeniyle dava açma süreleri kaçırıldı. Açılmayan bir tebligat kutusunun hukuki sonucu; dava hakkının yitirilmesi, uzlaşma imkânının kaybedilmesi, hatta defter-belge ibraz etmeme nedeniyle cezai yaptırımlarla karşılaşma olabiliyordu.
Anayasa Mahkemesi ne dedi?
Mahkeme, iptal ettiği hükmün, idarenin hangi mükellef gruplarını kapsayacağını, hangi tebligat türlerinin elektronik ortamda yapılabileceğini ve bu zorunluluğun sınırlarını belirleme konusunda yasama organı tarafından çerçevelenmeksizin, geniş ve belirsiz bir düzenleyici........
