menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anayasa Mahkemesi e-tebligata el attı: Bakanlığın yetkisi sınırlandı

32 0
06.04.2026

Değerli okurlar, bu konuya da­ha önce çeşitli yazılarımda dikkat çekmiş ve mevcut düzen­lemenin sorun yarattığını, mü­kelleflerin hak kaybını önlemeye dönük önlemler alınması gerekti­ğini belirtmiştim. Anayasa Mah­kemesi de bu hususa dikkat çekip TBMM’ye yeni ve daha detaylı, mükellefleri de koruyacak bir dü­zenleme yapma ödevini vermiştir.

Bu konuda, 12 Ocak 2026 ta­rihli yazımda önerilerde bulun­muştum. Bu vesile ile bu yazımı da hatırlatmak isterim.

VUK madde 107/A’nın iptal kararı ne anlama geliyor?

Anayasa Mahkemesi, 15 Ocak 2026 tarihli ve E:2025/94, K:2026/11 sayılı kararıyla Vergi Usul Kanunu’nun 107/A madde­sinin bir fıkrasını iptal etti. İptal edilen hüküm, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na elektronik tebligat yükümlülüğü getirme ve usul ile esasları belirleme konusunda ge­niş bir düzenleyici yetki tanıyan bölümdü. Mahkeme bu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğuna hük­metti; iptal kararının yürürlüğe girmesi ise kararın Resmî Gaze­te’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonraya ertelendi.

Bu karar; yalnızca teknik bir vergi usul meselesinin ötesinde, idarenin yetki sınırları, hukuki güvenlik ilkesi ve yargıya erişim hakkı bakımından son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır.

E-tebligat sistemi nasıl çalışıyordu?

VUK’un 107/A maddesi, 2010 yılında hayata geçirildi; elekt­ronik ortamda tebligat yapılma­sının önünü açtı. Bakanlık, bu yetkiye dayanarak çıkardığı teb­liğlerle önce büyük ölçekli şir­ketleri, ardından kurumlar ver­gisi mükelleflerini, ticaret sici­linde kayıtlı gerçek kişileri ve nihayetinde geniş bir mükellef grubunu elektronik tebligat al­maya zorunlu kıldı.

Sistemin işleyişi şöyle: Mükel­lefe vergi dairesinin e-tebligat portalındaki kutusuna belge dü­şüldüğünde, kayıtlı telefon nu­marasına kısa mesaj gönderili­yordu. Mükellefin bu mesajı alıp almadığına ya da e-tebligat adre­sini açıp açmadığına bakılmak­sızın, 5 günlük süre dolduğunda tebligat hukuken yapılmış sayılı­yordu. Vergi ve ceza ihbarname­leri, incelemeye başlama yazıları, defter-belge ibraz talepleri - hep­si bu yolla ulaştırılıyordu.

Uygulamada ciddi mağduriyet­ler yaşandı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde, deği­şen telefon numaraları ya da ta­kip edilmeyen e-posta hesapla­rı nedeniyle dava açma süreleri kaçırıldı. Açılmayan bir tebligat kutusunun hukuki sonucu; da­va hakkının yitirilmesi, uzlaşma imkânının kaybedilmesi, hatta defter-belge ibraz etmeme nede­niyle cezai yaptırımlarla karşı­laşma olabiliyordu.

Anayasa Mahkemesi ne dedi?

Mahkeme, iptal ettiği hükmün, idarenin hangi mükellef grupla­rını kapsayacağını, hangi tebligat türlerinin elektronik ortamda yapılabileceğini ve bu zorunlu­luğun sınırlarını belirleme konu­sunda yasama organı tarafından çerçevelenmeksizin, geniş ve be­lirsiz bir düzenleyici........

© Dünya