menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demografik dönüşümün makroekonomik anatomisi: Türkiye’nin boş kalan beşikleri

31 0
01.07.2026

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları­nı tartışırken genellikle enflasyon, cari açık ya da büyüme oranlarına odaklanırız. Oysa arka planda, tüm bu göstergelerin ge­leceğini derinden şekillendiren daha sessiz ve çok daha derin bir yapısal kırılma yaşanı­yor: Demografik çöküş. TÜİK’in son açıkla­dığı doğum istatistikleri ve bölgesel makro­ekonomik veriler birlikte analiz edildiğin­de, Türkiye’nin nüfus yenilenme dinamiğini kaybettiği açıkça görülüyor.

Doğum oranlarındaki dramatik düşüş

2020 yılında 1,77 çocuk olan toplam do­ğurganlık hızı, 2025 yılına gelindiğinde çar­pıcı bir düşüşle 1,42’ye gerilemiş durumda. Nüfusun kendini ikame edebilmesi için kri­tik eşik olan 2,10 seviyesinin bu denli altına inilmesi, sadece sosyolojik bir değişim değil, aynı zamanda ciddi bir makroekonomik risk barındırmaktadır. Canlı doğan bebek sayı­sının 2020’de 1 milyon 112 binden, 2025’te 895 bin seviyesine kadar gerilemesi, gele­ceğin işgücü arzı ve sosyal güvenlik denge­si üzerinde ağır bir baskı oluşturacaktır. Bu keskin azalış, Türkiye’nin her geçen yıl daha az üreten ve daha fazla yaşlanan bir nüfus ya­pısına sahip olacağının en somut alarmıdır.

Eğitim seviyesi ve çocuk sahibi olmanın maliyeti

Veriler incelendiğinde en net korelasyon­lardan biri eğitim seviyesi ile doğurganlık hı­zı arasında karşımıza çıkıyor. 2025 yılı........

© Dünya