menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ülke bir forma, bir hayal

61 0
13.06.2026

Dünya Kupası'nın değeri yalnızca yayın gelirlerinde, sponsorluk anlaşmalarında ya da ekonomik büyüklüğünde aranmaz. Asıl değeri, insanları ortak bir hikâyenin parçası haline getirebilmesinde yatar. Türkiye'nin yıllar sonra yeniden Dünya Kupası'nda yer alacak olması da bu nedenle önemli.

 Bazı bekleyişler takvimle öl­çülmez. Yıllarla da ölçülmez. Nesillerle ölçülür.

Türkiye'nin yıllar sonra ye­niden Dünya Kupası sahnesine çıkacak olması tam da böyle bir hikâye. 2002 Dünya Kupası'nda üçüncülük yaşayan kuşak bugün çocuk sahibi. O turnuvayı yalnız­ca silik hatıralarla hatırlayanlar iş hayatında. O günlerde henüz doğmamış milyonlarca genç ise ilk kez Türkiye'yi futbolun en bü­yük organizasyonunda izleyecek.

Bu nedenle Dünya Kupası'na dönüşü yalnızca sportif bir başarı olarak okumak eksik kalır.

Çünkü bazı organizasyonlar spor etkinliği olmanın çok ötesi­ne geçer. Bir süre sonra skor ta­belasından ayrılır, bir ülkenin ko­lektif hafızasının parçası haline gelirler. İnsanlar yıllar sonra ma­çın sonucunu unutabilir ama gol atıldığında evde yaşanan sevinci, sokağa taşan coşkuyu ya da o ak­şam kiminle birlikte maçı izledi­ğini unutmaz.

Belki de bu yüzden Dünya Ku­pası, dünyanın en büyük spor or­ganizasyonlarından biri olmanın ötesinde, dünyanın en güçlü or­tak hikâye üretim mekanizmala­rından biridir.

Bir turnuvadan fazlası

İçinde yaşadığımız çağın en dikkat çekici özelliklerinden bi­ri, insanların hiç olmadığı kadar bağlantılı ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar parçalanmış ol­ması.

Aynı ülkede yaşıyoruz ama farklı ekranlara bakıyoruz. Aynı şehirlerde dolaşıyoruz ama fark­lı gündemlerle uyanıyoruz. Aynı olaylar karşısında bile farklı ger­çeklikler üretebiliyoruz. Algorit­malar bize ilgi alanlarımıza göre şekillendirilmiş dünyalar sunar­ken ortak deneyim alanlarımız giderek daralıyor.

Bu durum yalnızca siyaset ya da medya........

© Dünya