menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sinema sanatı ile algı oluşturmak

11 0
03.07.2026

Son günlerde sosyal med­yada seyrettiğim kısa bir video, aslında uzun zaman­dır üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir soruyu yeniden gündemime taşıdı: İstanbul neden uluslararası film ve dizilerde çoğunlukla sarı tonlarla gösteriliyor?

Burada önemli olan nokta, meselenin yalnızca bir renk filtresi olmaması. Renk, si­nema ve görsel iletişim di­linde güçlü bir anlam taşı­yıcısıdır. Özellikle sarı ton­lara sıcaklığı, kuraklığı ve düzensizliği çağrıştırma gö­revi yüklenmiştir. Bu neden­le kullanılan her filtre, izle­yicinin bilinçaltında belirli bir hikâye kurar. Şehir henüz kendini anlatmaya başlama­dan onun hakkında bir yargı oluşmuş olur.

Kimse bana bunu sine­ma sanatının sadece estetik yönden bir tercihi olarak an­latmasın. Bu tür tercihler ilk bakışta masum bir estetik seçim gibi görünse de aslında kültürel algıyı şekillendiren güçlü araçlardır.

Uzun yıllardır Batı mer­kezli sinema ve medya üre­timlerinde İstanbul belirli bir görsel dil içerisinde su­nuluyor. Tozlu sokaklar, yo­ğun trafik, karmaşa hissi, gü­vensizlik, sarı ve kahveren­giye çalan renk filtreleri… Bu estetik tercih zamanla yal­nızca bir sinema dili olmak­tan çıkıp kültürel bir kod ha­line geliyor. Batı izleyicisinin daha ilk karede, izleyeceği filmdeki coğrafyanın “Ba­tı dışı” olduğunu anlaması isteniyor. Günümüzde mil­yonlarca insanın şehirleri ilk kez ekranlar aracılığıyla ta­nıdığını düşünürsek, bu gör­sel tercihlerin hafızalarda ne kadar güçlü algılar yarattığı­nı daha iyi anlarız.

İstanbul bir renkten ibaret değil

Oysa İstanbul’un gerçe­ği bundan çok daha........

© Dünya