menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Mecbur muyuz,” gübreye?

19 0
22.04.2026

Cüneyt Özdemir ve Dilber ay ara­sında geçen “Mecbur muyum” şarkısına yö­nelik diyaloğu bilme­yen yoktur. Düne ka­dar ne gerek var diyen dünya bugün “Tan­rım bana gübre bul” duasına çıkıyor. Güb­renin ne kadar haya­ti olduğunu anlamak için Hürmüz’ün kapanması gerekiyordu. Son günlerin en kritik sorusu rahmetli Dilber Ay’dan geliyor “güb­reye mecbur muyuz?”

1928’de Milletler Cemi­yeti, dünya nüfusunun yüz­de 60’dan fazlasının sürek­li açlık çektiğini ifade eder­ken şu anda her 10 kişiden biri gıdaya erişemiyor. Kü­resel tahıl üretimi 1928’den beri beş kat arttı, 4 milyar­dan fazla insan açlıktan kur­tuldu.

Varlığı da yokluğu da dert

Bugün yediğimiz her iki lokmadan biri, doğrudan ya da dolaylı olarak fosil yakıt­lara bağımlı sentetik gübre­lere gebe. 20.yüzyılın başın­da Fritz Haber ve Carl Bosch atmosferdeki azotu bitkinin kullanabileceği forma çevir­diğinde, sadece bir kimya­sal süreç keşfetmediler. İn­sanlığın kaderini değiştirdi­ler. Her devrim gibi bunun da bir bedeli vardı. Sentetik ürünler fosil yakıtlara ba­ğımlı, yüksek karbon emis­yonlu, doğru uygulanmadı­ğında çevreye zarar veriyor. Yılda 2,6 gigaton CO2 eşde­ğeri emisyona neden oluyor.

Dünyadaki gübrenin yüz­de 25’i Hürmüz’den geçiyor. Kapandığında mesele tarım değil, doğrudan açlık. BM’ye göre gübre fiyatlarındaki yüzde 20 artış fazladan 45 milyon insanı açlık riskiy­le baş başa bırakıyor. Güb­resizlik sadece hasadı değil, nesilleri vuruyor.

Dünyanın........

© Dünya