menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

5-10 yıl sonra Türkiye ve bölge nereye?

56 0
15.08.2026

Bu hafta TBMM’de yaşananları yalnızca bir kanunun kabulü olarak okumak eksik kalır. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un 467’yi aşan kabul oyuyla, çok geniş bir siyasi mutabakat içinde yasalaşması, Türkiye’nin 40 yılı aşan terör meselesinde yeni bir dönemin kapısını açıyor.

Asıl soru bundan sonra baş­lıyor: Terörün gerçekten Türkiye’nin gündeminden çıkması halinde beş yıl sonra nasıl bir Türkiye göreceğiz? 10 yıl sonra Irak, Suriye, İran, Azerbaycan, Er­menistan ve Türkiye’nin bulundu­ğu geniş coğrafya bugünkünden ne kadar farklı olabilir?

Bence meseleye tam da buradan bakmak gerekiyor. Çünkü terörün sona ermesi yalnızca güvenlik bi­lançosunun değişmesi değildir. Ekonominin, yatırımın, demogra­finin, sınır ticaretinin ve nihayet Türkiye’nin bölgesel ağırlığının yeniden tanımlanması demektir.

Beş yıl sonra başka bir Güneydoğu mümkün

Türkiye terörle mücadelede çok ağır bir bedel ödedi. İnsan kayıpla­rının ve toplumsal travmanın pa­rasal karşılığı zaten olamaz. Bu­nun yanında güvenlik harcama­ları, kaybedilen yatırımlar, göç, işsizlik, turizm gelirlerinden mah­rumiyet ve yüksek ülke risk primi düşünüldüğünde ekonomik mali­yet de olağanüstü büyüktür.

Terörün kalıcı biçimde sona er­mesi halinde ilk büyük değişimin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görülmesini beklemek gerekir. Di­yarbakır’dan Mardin’e, Şırnak’tan Hakkâri’ye uzanan coğrafya artık yalnızca güvenlik kavramlarıy­la değil; tarım, enerji, turizm, ma­dencilik, lojistik ve sınır ticaretiy­le konuşulabilir.

2031’e geldiğimizde Türkiye’nin Irak ve Suriye ile sınır kapılarının bugünkünden çok daha yoğun ça­lışan ekonomik arterlere dönüş­mesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ha­bur sadece kamyonların geçtiği bir kapı olmaktan çıkarak Basra Körfezi’ne uzanan ticaret sistemi­nin başlangıç noktalarından bi­ri haline gelebilir. Irak Kalkınma Yolu ile Türkiye’nin demiryolu ve otoyol altyapısı birleştiğinde Bas­ra’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret coğrafyası ortaya çıkar.

Buradaki kritik kavram güven­likten ekonomiye geçiştir. Bir böl­geye önce güven gelir, ardından kredi gelir; kredi geldikten sonra fabrika, otel, konut, lojistik mer­kezi ve istihdam gelir. Türkiye’nin önümüzdeki beş yıldaki esas sına­vı, terörün boşalttığı alanı yalnız­ca devlet otoritesiyle değil, ekono­mik refahla doldurabilmesidir.

Zengezur’dan Kars’a uzanan yeni ekonomik harita

Aynı dönemde kuzeydoğumuz­da başka bir tarihî dönüşüm ya­şanıyor. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantıyı sağlayacak Zengezur hattı artık yalnızca Ba­kü ile Erivan arasındaki bir mesele değil. 2025 Washington mutaba­katından sonra “Trump Route for International Peace and Prospe­rity – TRIPP” adı altında ulusla­rarası bir altyapı projesine dönüş­müş durumda. 2026 yılında ABD ile Ermenistan arasında uygula­ma çerçevesinin ilerlemesi bu hat­tın siyasi bir fikir olmaktan çıkıp somut projeye doğru ilerlediğini gösteriyor.

Türkiye açısından mesele son derece........

© Dünya