Küresel ekonomide stagflasyon alarmı
Dünya ekonomisi bir süredir alışık olduğu kurallarla ilerlemiyor. Normal şartlarda enflasyon yükselirken büyüme düşer, büyüme hızlanırken enflasyon kontrol altına alınır. Ancak bugün dünyada her iki olumsuzluğun aynı anda yaşandığına şahit oluyoruz. Yani ekonomi hem yavaşlıyor hem de ısınıyor. Bu durum, ekonomi literatürünün en tehlikeli senaryolarından biri olan stagflasyon ihtimalini yeniden gündeme getirdi.
Ekonomi dünyasında genellikle bir denge söz konusudur; ekonomi hızla büyürken enflasyon artar, ekonomi yavaşladığında ise işsizlik artarken fiyat artışları hız keser. Ancak stagflasyon, bu kuralları yıkan bir anomali olarak karşımıza çıkar. En basit tanımıyla stagflasyon; yüksek enflasyon, düşük büyüme ve artan işsizlik sarmalını ifade eder. 1970’li yıllarda petrol krizleri ile dünya ekonomisini sarsan bu tablo, uzun yıllar boyunca ekonomi politikalarının en korkulan senaryosu olarak hafızalarda yer etti. Bugün ise farklı dinamiklerle, ancak benzer sonuçlara yol açabilecek bir sürecin içine girildiğine dair güçlü sinyaller aldığımızı söyleyebilirim.
Evvela enerji fiyatlarındaki oynaklığa dikkat çekmek gerekiyor. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve özellikle Hürmüz Boğazı’na yönelik riskler, enerji maliyetlerini yukarı yönlü baskılamaya devam ediyor. Bununla birlikte pandemi sonrası tam anlamıyla toparlanamayan tedarik zincirleri, küresel ticarette maliyetleri kalıcı biçimde artırmış durumda. Buna bir de yüksek faiz ortamı eklendiğinde, ekonomik büyümenin ivme kaybetmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Tam da bu noktada asıl sorun........
