Elektrifikasyon’un Türkiye’deki geleceği
İklim değişikliğiyle mücadeleyi konuşurken uzun süredir yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması üzerinde duruyoruz. Şimdi ise bunların hepsini birbirine bağlayan yeni bir başlık öne çıkıyor: Elektrifikasyon. Kavram basit görünse de etkisi oldukça geniş. Ulaşımda, sanayide ve binalarda fosil yakıtların yerine elektriğin daha fazla kullanılması; enerji sisteminden üretim biçimine, şehir yaşamından ticarete kadar pek çok alanı değiştirecek. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’de bu konunun öne çıkması da tesadüf değil. Küresel ölçekte elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. Bu hedef, önümüzdeki yıllarda elektrik talebinin ve buna bağlı yatırımların artacağına işaret ediyor. Türkiye için ise mesele yalnızca iklim hedeflerine uyum sağlamak değil. Yeni dönemin önemli bir ekonomik fırsatı da söz konusu.
İlk büyük değişim sanayide yaşanacak. Türkiye, üretim ve ihracat kapasitesi güçlü bir ülke. Ancak özellikle Avrupa pazarında artık bir ürünün yalnızca fiyatı ve kalitesi değil, üretim sürecinde ortaya çıkardığı karbon da önem taşıyor.Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması bunun en somut örneklerinden biri. Demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi sektörlerde karbon yoğunluğu ticaretin önemli unsurlarından biri haline geliyor. Bu nedenle üretimde........
