Ulusal Su Planı ve kalkınma
Petrolün alternatifi bulunabiliyor. Enerji üretiminde kaynak değiştirilebiliyor, bazı hammaddeler ithal edilebiliyor. Suyun ise yerine koyabileceğimiz başka bir kaynak yok. Buna rağmen Türkiye’de suyu hâlâ çoğunlukla kurak geçen yazların, düşen baraj seviyelerinin ve tasarruf çağrılarının konusu olarak ele alıyoruz.
Oysa mesele sürdürülebilir kalkınmayla ilgili. Su; tarımdan enerjiye, gıda güvenliğinden sanayiye, kentleşmeden dış politikaya kadar uzanan stratejik bir kaynak haline geliyor. Türkiye’nin önündeki soru ise uzun zamandır gayet açık: Geleceğin en stratejik kaynaklarından birini gerçekten stratejik bir kaynak gibi yönetiyor muyuz?
Su sosyal adaletin de konusu
2025 su yılında Türkiye’de yağışlar yüzde 26 azaldı ve son 52 yılın en kurak dönemi kayıtlara geçti. 2026 su yılında ise yağışlar uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerine çıktı; son 66 yılın en yüksek seviyelerinden biri görüldü. Bir yıl 52 yıllık kuraklık, ertesi yıl 66 yıllık yüksek yağış.
İklim krizini yalnızca “daha az yağmur yağacak” diye okumak bu nedenle eksik kalıyor. Asıl sorun giderek artan belirsizlik. Yağışın miktarı kadar zamanı ve dağılımı değişiyor. Bir ekonominin tarımını, enerji üretimini ve kentlerin su ihtiyacını böyle oynak bir sisteme göre yönetmesi........
