menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruh sağlığı da bir kalkınma meselesi

15 0
29.04.2026

Ruh sağlığı denince hâlâ çoğu kişinin aklına aynı şey geliyor: Kişisel bir buh­ran meselesi. Lüzum varsa doktorla, tera­piyle çözülecek özel bir alan. Oysa mese­le ferdi değil toplumsal. Çünkü ruh sağlığı artık sadece bireyin değil, toplumun çalış­ma biçimini, üretme kapasitesini, dayan­ma gücünü ve hayatla kurduğu ilişkiyi ta­yin ediyor. Yani konu yalnızca sağlık değil; doğrudan kalkınma.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de depres­yon prevalansı toplamda yüzde 9,0. Erkek­lerde yüzde 5,7, kadınlarda yüzde 12,2. Bu oran tek başına “olağanüstü bir patlama” demiyor. Ama meselenin tali olmadığını açıkça söylüyor. Çünkü yüzde 9 dediğimiz şey; işte, evde, ilişkilerde, gündelik hayatta etkisi hissedilen yaygın bir yükten söz etti­ğimiz anlamına geliyor. Ruh sağlığı burada lüzumsuz bir ayrıntı değil; toplumsal işle­yişin son derece mühim bir parçası.

Kalkınmanın sessiz yükü

Esas mühim bir başka başlık ise ekono­mi. OECD’nin söylediği şey apaçık: Ruh sağlığı sorunlarının ekonomik maliyeti ba­zı ülkelerde milli gelirin yüzde 4’ünü aşabi­liyor. Bunun içine yalnızca tedavi masraf­ları girmiyor. Daha düşük istihdam, daha düşük verimlilik, işe devamsızlık, çalışma hayatında düşen performans ve sosyal gü­venlik yükü de giriyor. Yani ruh sağlığı bo­zulduğunda yalnızca insanın........

© Dünya