menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğurganlık, gelecek kaygısı ve kalkınma

14 0
22.07.2026

TÜİK’in 2025 Doğum İstatistikleri’ne göre Türkiye’de canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 oldu. Toplam doğur­ganlık hızı 1,42 çocuğa geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenileme seviyesi kabul edilen 2,10’un oldukça altında.

Üstelik artık mesele birkaç büyükşehir­le sınırlı değil; 2025’te 76 il bu seviyenin al­tında kalıyor. Bu, yalnızca nüfus tablosun­da duran teknik bir veri değil. Bir toplumun gelecekle kurduğu ilişkinin rakama dönüş­müş hali.

Çünkü çocuk sahibi olmak, tek başına “istemek” fiiliyle açıklanmıyor. İnsan iste­mekle birlikte hesap da yapıyor. Ev hesabı, kira hesabı, iş hesabı, bakım hesabı, okul hesabı, sağlık hesabı, ay sonu hesabı… Bu­günün gençleri çocuk fikrini romantik bir cümlenin içinde değil, hayatın bütün mali­yetleriyle birlikte düşünüyor.

Doğurganlık değil, gelecek kurma kapasitemiz

Ortalama ilk evlenme yaşı 2025’te erkek­lerde 28,5’e, kadınlarda 26’ya çıktı. Bu, tek başına olumsuz bir veri değil. İnsanlar daha geç evlenebilir, daha bilinçli karar verebilir, hayatını farklı bir sırayla kurabilir. Eğitim süresi uzuyor, kent hayatı değişiyor, birey­sel tercihler çeşitleniyor. Bunların hepsi toplumsal dönüşümün parçası.

Ama aynı tabloya genç işsizliği yüzde 15,3, genç kadın işsizliği yüzde 22,1 seviye­sinden bakınca, gecikmenin yalnızca........

© Dünya