Mesele Şii-Sünni meselesi değil
Siyonist işgal rejiminin kurulduğu günden bu yana İslam coğrafyasının kalbine saplanmış bir hançer gibi durduğu gerçeği, bugün artık sadece bir "toprak meselesi" olmaktan çıkmış, topyekûn bir varlık mücadelesine dönüşmüştür. 1948’den beri Müslümanlarla giriştiği her savaşta Batı’nın sınırsız askeri, lojistik ve diplomatik desteğini arkasına alan bu şer şebekesi, bugün Gazze’den Lübnan’a, Batı Şeria’dan Suriye’ye kadar kanlı bir hat çizmektedir. Nil’den Fırat’a kadar uzanan o kirli "Arz-ı Mev’ud" (Vaddedilmiş Topraklar) takıntısı, artık gizli bir ajanda değil, haritalarla ilan edilen bir işgal ilanıdır. Bu sapkın ideolojinin hedefinde sadece komşu ülkeler değil; Katar’dan atom bombasına sahip olduğu için çekindikleri Pakistan’a ve en nihayetinde kadim Anadolu topraklarıyla Türkiye’ye kadar uzanan geniş bir İslam coğrafyası yer almaktadır. Siyonizmin bu pervasız tehditleri karşısında Müslümanların birliği ve beraberliği, konjonktürel bir strateji değil; bizzat Kur’an ve Sünnet ile sabit bir farziyettir. Rabbimiz, "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı........
