İNSAN HAKLARI 1948’DE BAŞLAMADI: “ZULMETMEYİN, ZULME DE UĞRAMAYIN”
“Zulmetmeyin, zulme de uğramayın.”
Bu cümleyi bir an için Kur’an’dan çıkarın ve altına hangi kaynaktan alındığını yazmadan bugünün hukukçusunun önüne koyun.
Muhtemelen size bunun çağdaş bir hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunu söyleyecektir.
Çünkü bu birkaç kelimenin içerisinde güç sahibinin sınırlandırılması vardır.
İnsan onurunun korunması vardır.
Haksızlığın reddi vardır.
Mazlumun hakkı vardır.
Ve en önemlisi, insan ilişkilerinde tek taraflı değil karşılıklı bir hukuk anlayışı vardır.
Fakat bu söz 1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda söylenmedi.
1950 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hazırlanırken de ortaya çıkmadı.
Modern anayasa hukukunun, uluslararası insan hakları mahkemelerinin veya Batılı hukuk filozoflarının icadı hiç değildir.
Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 279. ayetinde, faizle ilgili son derece somut bir hukukî uyuşmazlığın çözümü anlatılırken insanlığın önüne konulan ölçüdür:
“Lâ tazlimûne ve lâ tuzlemûn.”
“Ne zulmedersiniz ne de zulme uğrarsınız.”
Burada özellikle hukukçuların dikkat etmesi gereken bir incelik vardır.
Ayetin doğrudan bağlamı faizdir. Alacaklıya anaparasını alma hakkı tanınırken fazlasını istemesine izin verilmez.
Yani borçlu ezilmeyecek ama alacaklının malı da elinden alınmayacaktır.
Hak sahibine hakkı verilecek, fakat hiç kimse hakkının sınırını aşamayacaktır.
İşte hukuk dediğimiz şeyin özü zaten bu değil midir?
Ben yıllarca hukukla uğraşmış bir insan olarak meseleye biraz da buradan bakıyorum.
Hukukun görevi yalnızca zayıfı korumak değildir; herkese hakkını vermektir.
Devlet güçlü diye vatandaş ezilemez.
Vatandaş hak sahibidir diye başkasının hakkını çiğneyemez.
İşveren işçiye zulmedemez.
İşçi de başkasının mülkiyet hakkını yok sayamaz.
Çoğunluk azınlığı ezemez.
Azınlık olmak da başkalarının hukukunu ihlal etme imtiyazı vermez.
Adalet, taraf değiştiren zulüm değildir.
Adalet, zulmün ortadan kaldırılmasıdır.
Ve Kur’an’ın yaklaşık on dört asır önce ortaya koyduğu denge tam olarak budur:
Ne zulmet, ne........
