FON KRİZİ BİR MİLAT OLSUN: MESELE PARA DEĞİL, TOPLUMUN GELECEĞE İNANCIDIR
Fon krizi bize çok önemli ve belki de meselenin ekonomik boyutundan daha ağır bir gerçeği gösterdi:
Türkiye’nin önünde yalnızca ekonomik, hukuki veya siyasal bir sorun yoktur. Eğer bu ve benzeri krizler doğru yönetilmezse, bütün bunların üzerinde büyüyen devasa bir toplumsal psikoloji sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz.
Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca para değildir.
Adalet duygusudur. Gelecek güvencesidir. Çalışırsam kazanırım inancıdır. Çocuğum benden daha iyi yaşayacak ümididir. Devlet beni korur güvenidir.
Bunlar kaybolmaya başladığında mesele artık ekonomi olmaktan çıkar.
Bir ülkede milyonlarca insan yıllarca çalışarak ev almaya, çocuk okutmaya, emekliliğini güvence altına almaya uğraşırken; küçük bir azınlığın birkaç ay içerisinde akıl almaz servetlere ulaşabildiği görüntüsü toplumun gözünün önünde yaşanıyorsa, bunun sonucu yalnızca gelir dağılımı bozukluğu değildir.
İnsanlar ister istemez şu soruyu sormaya başlar:
“Ben neden yıllarca çalışıyorum?”
Asıl tehlike işte bu sorudur.
Çünkü emek ile karşılık arasındaki bağın koptuğuna inanan insan önce sisteme güvenini, sonra geleceğe ilişkin ümidini kaybeder. Ardından hukuk, siyaset, ekonomi ve hatta ahlak sorgulanmaya başlanır.
Ekonomik eşitsizlik bir noktadan sonra psikolojik eşitsizliğe dönüşür.
Psikolojik eşitsizlik ise zamanla ideolojik kırılma üretir.
MESELE SADECE FONLAR DEĞİL
Bu nedenle fon meselesini birkaç şirket, birkaç yönetici, birkaç yatırımcı veya birkaç ceza soruşturması üzerinden okuyup kapatırsak çok büyük hata yaparız.
Soruşturulması gereken soruşturulacak.
Suç işleyen varsa yargılanacak.
Haksız kazanç varsa hukuk bunun hesabını soracak.
Fakat bunların yapılması meselenin yalnızca adli kısmını çözer.
Bu toplumun geleceğe güvenini nasıl yeniden inşa edeceğiz?
Türkiye’nin artık günü kurtaran, sığ ve sembolik tedbirlerden daha fazlasına ihtiyacı vardır.
Ekonomiden siyasete, sermaye piyasalarından kamu yönetimine, belediyelerden bürokrasiye kadar büyük bir güven restorasyonu yapılmalıdır.
Devlet vatandaşa açıkça şu güvenceyi verebilmelidir:
Çalışırsan karşılığını alacaksın.
Tasarruf edersen paran korunacak.
Yatırım yaparsan kuralları önceden belli bir piyasada yatırım yapacaksın.
Devlete işin düşerse adam........
