KANLA YAZILAN KARDEŞLİK: DİJİTAL SİMSARLARA VE GÜNLÜK POLEMİKLERE KURBAN EDİLEMEZ!
Tarihsel bağlar ve sarsılmaz bir devlet aklı üzerine inşa edilen Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, Avrasya jeopolitiğinin en güçlü kilit taşıdır. Tam da içinden geçtiğimiz bu hassas süreçte yapılması gereken en hayati ve yegâne iş; tüm bu nifak girişimlerine karşı "kardeşliğimizi kimse bozamaz" iradesini akıllıca ve tavizsiz bir şekilde ortaya koymaktır.
Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Ankara Zirvesi gibi tarihi bir buluşmaya hazırlandığı, Türk dünyasının kurumsal bir çatı altında tek yumruk olmaya yürüdüğü son derece stratejik bir eşikten geçiyoruz. Tam da şu günlerde küresel aktörler, Zengezur Koridoru üzerinden şekillenecek yeni Avrasya denklemini sabote etmek için pusuda beklerken; bir iki talihsiz açıklama veya anlık kriz üzerinden fırtınalar koparılması asla tesadüf değildir. Hedef, Sayın Aliyev'in Ankara Zirvesi'ne olası katılımı üzerinden verilecek o büyük birlik fotoğrafını zedelemek, suni krizlerle Türk dünyasının lokomotifi olan Türkiye-Azerbaycan eksenini çatlatmaktır.
Unutulmamalıdır ki devletler; tek bir olay, bir fevri çıkış veya sosyal medyaya yansıyan bir-iki açıklama üzerinden dış politika belirlemezler. Köklü devlet aklı; politikalarını konjonktürel rüzgârlara göre değil, geçmişten geleceğe uzanan derin ilişkilere ve sarsılmaz stratejilere dayandırır. Bin yıllık bir teşkilat birikimine sahip olan büyük devletler, bir anlık öfkeyle veya suni gündemlerle rotalarını değiştirmez, stratejik bir kırılma yaşamazlar.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bağ; diplomatik bir antlaşmanın, konjonktürel bir çıkar ortaklığının veya sıradan iki komşu devletin sınır komşuluğunun çok ötesindedir. Bu ilişki; Enver Paşa’nın emri ve Nuri Killigil Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de döktüğü bağımsızlık kanıyla mayalanmış, Karabağ’ın azatlığı uğruna toprağa düşen şühedanın hatırasıyla perçinlenmiş ontolojik bir varoluş zeminidir. Bu sarsılmaz kardeşliğin arkasında sadece ortak bir tarih değil; asırların süzgecinden geçmiş ortak acılar, ailelerin silinmez hatıraları ve hepsinden önemlisi "Bir Millet, İki Devlet" mefkûresinin omuzladığı gelecek nesillerin kaderi yatmaktadır.
Şuşa Beyannamesi ile askeri, siyasi ve ekonomik olarak etle tırnak haline gelen bu iki devletin yükselişi, bölgesel ve........
