menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ADIM ADIM İŞGAL VE YAĞMALANAN BİR COĞRAFYA: BATI ŞERİA…

30 0
27.09.2026

Gazze dünyanın gözleri önünde ağır bir insani yıkımla mücadele ederken, kadim Filistin topraklarının bir başka bölgesinde, Batı Şeria’da daha farklı fakat giderek derinleşen bir insani kriz yaşanıyor.

Buradaki tablo, Gazze ölçeğinde olduğu gibi bir yıkım ve soykırım değilse bile, Batı Şeria on yıllardır işgaller, katliamlar ve demografik yapının değiştirilmesi şeklinde ciddi insan hakları ihlalleri ile karşı karşıyadır.

İşgallerin (Yerleşimlerin) genişlemesi, Filistinlilerin topraklarına ve doğal kaynaklarına erişiminin kısıtlanması, ev yıkımları, zorla yerinden edilme, yerleşimci şiddeti, hareket özgürlüğünün sınırlandırılması ve ekonomik hayatın daralması, İsrail’in oluşturduğu ve birbirini besleyen bir mekanizma haline getirmiştir.

Bu nedenle Batı Şeria’daki siyonist işgal ve şiddet sarmalı sadece “yerleşimci şiddeti” ile geçiştirmek elbette eksik kalır. Asıl mesele, toprak, hukuk, güvenlik, ekonomi ve insan haklarının kesiştiği uzun süreli bir krizdir.

Siyonist işgal ve yağmalar, 80 yıldır kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik olarak yapılan işgaller, baskınlar, zeytinliklerin yok edilmesi, su kuyularının beton ile kapatılması, çiftlik hayvanlarının katledilmesi ve daha nice zulümler, orada yaşayan Filistinlilerin günlük hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Bu zulümler, Siyonist İsrail’in onlarca yıldır uyguladığı işgal politikalarının bir parçasıdır.

Bu uygulamalar münferit olaylar olarak değerlendirilemeyecek kadar uzun süredir devam etmekte; topraklara el koyma, yerleşimlerin genişletilmesi, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve Filistinlilerin geçim kaynaklarının yok edilmesiyle birlikte, Filistinlilerin kendi topraklarında yaşam alanlarını giderek daraltan sistematik bir baskı ve yerinden etme sürecinin parçalarını oluşturmaktadır.

1967’den Bugüne: Değişen Bir Coğrafya

Batı Şeria, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından işgal daha hızlı bir ivme kazandı ve İsrail’in kontrolüne girdi. Sonraki yıllarda İsrail yerleşimleri bölgede giderek genişledi.

Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihli danışma görüşünde Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün işgal altında olduğu ve İsrail’in yerleşim politikasının uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi.

Mahkeme özellikle İsrailli sivillerin işgal altındaki topraklara transferini, yerleşimlerin genişletilmesi amacıyla geniş alanlardaki toprakların müsaderesini ve doğal kaynakların kullanım biçimini uluslararası hukuk bakımından değerlendirdi. Dolayısıyla mesele yalnızca bugün yaşanan münferit saldırılardan ibaret değildir. Bu durum neredeyse yüzyıla varan bir süreçte coğrafyanın, demografinin ve arazi kullanımının değişmesi söz konusudur.

Toprakların Müsaderesi ve Filistinlilerin Araziye Erişimi

Batı Şeria’daki en temel sorunlardan biri toprak üzerindeki kontroldür.

Filistinlilerin tarım arazilerine, meralara ve su kaynaklarına erişiminin kısıtlanması; bazı bölgelerde arazi müsadereleri ve yapıların yıkılması, insanların yalnızca evlerini değil, geçim kaynaklarını da kaybetmesine yol açıyor.

UAD, İsrail’in Batı Şeria’daki arazi politikalarının ve geniş alanların yerleşimlere (işgal) tahsis edilmesinin uluslararası hukukla bağdaşmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli bir ailenin toprağını kaybetmesi, aynı zamanda gelirini, gıda üretimini ve geleceğini kaybetmesi anlamına geliyor. Ev Yıkımları ve Zorla Yerinden Edilme

Batı Şeria’da Filistinlilere........

© Diriliş Postası