menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gölgeler adası!.. Kaybolmay’an’lar…

10 0
14.03.2026

Yunus Fırat-Elif Rana birlikte yazdı;

Gölgeler adası!.. Kaybolmay’an’lar…

“Ölüm yetiş!.. Yaşamak öldürüyor bizi” El-Kazvînî

Gölgeler uzuyor, duvarlar yaklaşmıyordu adada.

Ada kaçıştı; bir çukur, birbirlerini kollayan bir çember, “bilmiyorduk” demenin son provalarının sahnesi… Ve hiçbir şey sıradan değil, tesadüf değil; suskunluk da masum değildi.

Ayyuka çıkanlara uzaktan bakınca görünen ve hissedilen neydi!..

Cesetlerle, boğulan bir dünyada insan artık neydi!

Çığlık çığlığa seyran arasında her nef(e)s…

Çeliğin ve ateşin sesi ile şahitliğe râm olanın ağzında ve dilinde kirli bir pas tadı…

Hasret ve kederle yoğrulan yüreğinden süzülen gözyaşları arasında yorgun, hüzünlü ve öfkeliydi…

Yorgunlukla yoğrulan o derin hüzün bir yana bu öfke, kıyamet başlangıcının da tetikleyicisi gibiydi.

Ve her bir başlangıç, içten içe hissedilen gürültüsüyle de sarsıyordu.

Üst-üste sürekli sarsılan, kan-kıyamete son viteste yol alan bir dünya ile…

Yolunu kaybetmiş olana, yolda savrulana, yolda kalana kastetmeden yola revan olana, çetrefilli sapaklara dönülse de yoldan sapmayana, istikamette olana müjdeler de olmasa ne yol ne yolcu ne ışık ne o gölgeler ne de donuk duvarlar, göze bu denli ba(s)tırılmazdı…

Ne varsa hep bir ibret alemidir bu.

Nemrut alevleri içinden geçiyor gibi bir sürecin sonunda, temizlenmesi gereken tortular için küllerin soğumaya yüz tutması bekleniyordu.

Hayranlık duyulan hayatların hayaline bakarken o gölgeler adasını şer yuvası, efradını kayıtlı kölelerle ateşlerde eriten bir düzenin vaadedilen sonu da görünüyordu…

Şeytani sembollerin nasıl gerçeğe dönüştürüleceğinin de ötesine taşan ayinleriyle bahar hayatların, cehennem çıraları ile tutuşturulmalarını görüyor olmanın yorgunluğuydu bir bakıma o yorgunluk, o hüzün ve o öfke de.

Şeytani ayinleriyle kendilerine açılan istikametin karşılığını, şeytanın dahi uzak duracağı tuzaklarla boğan, kavuran pagan ker-haneci güruhun gene bir azgın devresidir bu.

Arsıza, uğursuza, hak bilmeze, haddi aşana, dilden anlamaz katil hukuksuza, şerden gelene, Allahsıza öteden beri zevk-ü sefa alemidir bu…

Cesetlerle yığınak yapanların en büyük korkusu da o aynı cesetlerdi hep.

Nal toplatıyor zamane zındıkları, zamanın en ateşli zındıklarına yaa-ali…

Kaybolup giden hiçbir şey yok, her şey an be an kayıt altında; görünense yap-bozun küçücük bir parçası ve ateş ve savaş ve zamanın vaktine esir olan ne varsa o görünende.

Seyir seyir içinde, seyir seyran içinde…

Yakan burkan çığlığı bastırmak, başka gürültüler koparmakla saklanacak sanılsa ve o gürültü çıkarılmış olsa da daha beter bir gümbürtüyle yıkılacak; çığlıklar arasındaki hakikati boğmaya çalışan-lar- da.

… de ki; yakında yenileceksiniz ve topluca cehenneme sürüleceksiniz.

Yunus Fırat - Elif Rana, dikGAZETE.com

Çığlık!.. Gölgeler adası…

https://www.dikgazete.com/yazi/ciglik-golgeler-adasi-8855.html


© Dikgazete.com