menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’ye karşı yıkıcı/bölücü talepler, siyasi hedefler ve 20. Uluslararası Kürt Konferansı

6 0
thursday

Dr. Muhammet Kemaloğlu yazdı;

Türkiye’ye karşı yıkıcı/bölücü talepler, siyasi hedefler ve 20. Uluslararası Kürt Konferansı

Türkiye’nin güvenliği, toprak bütünlüğü ve millî birliği yalnızca ülke sınırları içinde yaşanan gelişmeler üzerinden değerlendirilemez. Günümüzde siyasi hareketler, diaspora kuruluşları, sivil toplum ağları, araştırma merkezleri ve uluslararası platformlar da devletlerin iç ve dış politika gündemlerini etkileyebilecek faaliyetler yürütmektedir.

Konferanslar, kongreler, forumlar, sempozyumlar, parlamenter temaslar, uluslararası ziyaretler ve lobi çalışmaları, siyasi taleplerin farklı ülkelerin kamuoylarına, siyasetçilerine ve karar alma mekanizmalarına aktarılmasında önemli araçlar hâline gelmiştir.

Daha önce kaleme aldığım 2025 yılında Berlin’de düzenlenen “Kürt-Yahudi Ortak Kongresi: Kapsamlı Analiz ve Türkiye’ye Yönelik Stratejik Çıkarımlar” başlıklı değerlendirmemde, iki diaspora çevresi arasında geliştirilen ilişkileri, ortak açıklamaları ve bu temasların Türkiye açısından taşıyabileceği siyasi sonuçları inceledim.

Ardından, 2026 yılında Londra’da gerçekleştirilen “Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık” başlıklı yazımda, tarihsel ve kültürel ilişkilerin ötesine geçen siyasi iş birliği arayışlarına, uluslararası ağlara ve bölgesel gelişmelere dikkat çektim.

Londra’da 29-30 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen “Peace and Democratic Integration Conference” (Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı) üzerine yayımladığım “Londra’da pkk Konferansı” başlıklı değerlendirmemde ise tartışmayı bir adım ileri taşıdım. Söz konusu konferansın programında yer alan anayasal düzenlemeler, yerel yönetimler, yetki devri, özerklik, özyönetim ve demokratik entegrasyon gibi kavramları Türkiye’nin üniter devlet yapısı bakımından ele aldım.

Şimdi ise 14-15 Ekim 2026 tarihlerinde Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen 20. Uluslararası Kürt Konferansı gündemdedir. “Avrupa Birliği, Türkiye, Orta Doğu ve Kürtler” başlığını taşıyan toplantı, sonunda 20 maddelik bir talep ve sonuç bildirgesi yayımlamıştı.

Bildirgede PKK'nın Avrupa Birliği terör örgütleri listesinden çıkarılması, Katil Öcalan'ın serbest bırakılması, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki askerî varlığının sona erdirilmesi, anayasal ve hukuki değişiklikler ile Kürt siyasi temsilcilerinin uluslararası görüşmelere katılması gibi talepler yer almıştır.

Bu taleplerin her birini yalnızca barış, demokrasi ve insan hakları başlıkları altında değerlendirmek yeterli değildir.

Eğer bir talep, demokratik hakların geliştirilmesinin ötesine geçerek Türkiye’nin egemenlik yapısını, toprak bütünlüğünü veya üniter devlet düzenini değiştirebilecek sonuçlar doğuruyorsa, bunun açıkça tartışılması gerekir. Ancak bu değerlendirme, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürtleri veya herhangi bir etnik topluluğu topluca hedef alan bir yaklaşım üzerinden değil, belirli siyasi projelerin ve somut önerilerin incelenmesi üzerinden yürütülmelidir.

1. Konferansın yeri, zamanı, düzenleyicileri ve katılımcıları...

14-15 Ekim 2026 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binasında, “Avrupa Birliği, Türkiye, Orta Doğu ve Kürtler” başlıklı 20. Uluslararası Kürt Konferansı düzenlendi. Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından organize edilen toplantı, Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Grup (The Left), Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Greens/EFA) ve Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) gruplarının iş birliğiyle gerçekleştirildi.

Konferansın hamiliğini Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, insan hakları aktivisti Bianca Jagger ve Avrupa Parlamentosu Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü sahibi Kürt siyasetçi Leyla Zana’nın üstlendiği bildirilmisti.

Açılış oturumunda EUTCC Başkanı Kariane Westrheim, EUTCC yönetim kurulu üyesi Dersim Dagdeviren, Şirin Ebadi, Leyla Zana, Avrupa Parlamentosu üyesi Evin Incir ve Birleşmiş Milletler kıdemli arabuluculuk danışmanı Mark Muller KC yer aldı. Programda ayrıca Wageningen Üniversitesi’nden Joost Jongerden, EUTCC konferanslarının yirmi yıllık geçmişini Avrupa ve Orta Doğu’daki gelişmeler bağlamında değerlendirdi.

Türkiye’den katılan konuşmacılar arasında DEM Parti milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, DEVA Partisi milletvekili Mehmet Emin Ekmen, programda Yeni Parti milletvekili olarak belirtilen Okan Konuralp, CHP milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, HDP eski milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Hişyar Özsoy, akademisyen Doğu Ergil, gazeteci Amed Dicle ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Raziye Öztürk bulunuyordu. Rojava temsilcisi İlham Ahmed de konuşmacılar arasındaydı.

Avrupa Parlamentosu üyeleri arasında Nacho Sánchez Amor, Li Andersson, Pernando Barrena ve Vladimir Prebilič yer aldı.

2. EUTCC’nin kuruluş amacı ve konferansın siyasi çerçevesi...

Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC), kendi açıklamasına göre 2004 yılında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini eleştirel biçimde izlemek amacıyla kuruldu. Komisyon, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri, Kürt meselesini, insan haklarını ve Avrupa-Türkiye ilişkilerini Avrupa kurumları nezdinde gündeme taşıyan bir platform olarak faaliyet gösteriyor.

Önceki yazılarımda da dikkat çektiğim üzere, uluslararası siyasi platformlar yalnızca mevcut gelişmeleri tartışmakla kalmayabilir; belirli taleplerin uluslararası kamuoyunda tanınması, karar alıcılarla temas kurulması ve gelecekteki politika seçeneklerinin gündeme taşınması bakımından da işlev görebilir.

3. Sonuç bildirgesindeki 20 talebin Türkiye açısından analizi...

A. Barış süreci, Öcalan ve pkk

Bildirgenin ilk beş maddesi, siyasi diyaloğun sürdürülmesi, İmralı’daki erişim kısıtlamalarının kaldırılması, Katil Öcalanın özgürlüğü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve pkknın Avrupa Birliği terör örgütleri listesinden çıkarılması taleplerine odaklanıyor.

Bu maddeler arasında Türkiye’nin güvenlik politikası bakımından en tartışmalı olanlardan biri, pkknın AB terör örgütleri listesinden çıkarılması talebidir. Böyle bir talep, yalnızca bir barış çağrısı olarak değil, örgütün Avrupa Birliği hukukundaki statüsünü değiştirmeye yönelik bir siyasi girişim olarak da değerlendirilmelidir.

Bu nedenle, pkknın listeden çıkarılması talebinin hangi somut koşullara dayandırıldığı ve böyle bir değişikliğin güvenlik, örgütsel faaliyetler ve uluslararası hukuk açısından hangi sonuçları doğuracağı sorgulanmalıdır.

Türkiye açısından temel mesele, şiddetin kalıcı biçimde sona ermesi, silah bırakmanın doğrulanması, yasa dışı örgütsel faaliyetlerin bitirilmesi ve vatandaşların güvenliğinin korunmasıdır. Barış arayışı, hukuk düzeninin ve kamu güvenliğinin güvencelerini ortadan kaldıran değil, bunları güçlendiren bir çerçevede yürütülmelidir.

Burada bir başka önemli ayrım daha........

© Dikgazete.com