Tarihi olay ve olguların ‘Sosyal Medya’da yanlış kullanımı
Dr. Muhammet Kemaloğlu yazdı;
TARİHİ OLAY VEYA OLGULARIN SOSYAL MEDYA’DA YANLIŞ KULLANIMI
Günümüzde teknolojinin gelişimi ve internetin kullanımının yaygınlığı ve hızı tüm alanları özelde de insanlığı etkilemekte ve ilerletmektedir. ‘Sanal dünya’ da denilen internet, imkân ve kabiliyeti ile insanların hızlı ve etkili bir iletişim süreci sağlamalarını; günceli takip edebilmeyi kolaylaştırmakta ve düşünüleni daha kolay paylaşıma sunmaktadır. Dün doğanın taklidi veya doğanın farklı enstrümanlarını kullanarak yapılan iletişim, günümüz toplumlarında internet ve internet unsurlarıyla bu bağlantıyı kurmakta ve bilgi paylaşım şeklini de değiştirmektedir. Buradan yola çıkarak sosyal medya, insanlara yeni fırsatlar sunmaktadır. “Facebook”, “Twitter/X”, “Linkedln”, “Friendfeed”, “Qzone”, “Badoo”, Bloglar (e-günce), sosyal ağ siteleri vb. gibi servisler ise bu alanın temas noktalarıdır. Tabii her konuda olduğu gibi sosyal medya dediğimiz alanda yapacağımız bir etkinlik olumlu veya olumsuz bir karşılık bulduğu için paylaşılan konularda dikkat edilmesi gerektiği de bir başka husustur. Aşağıda açıklamaya çalışacağımız örnekler, yukarıda da bahsettiğimiz gibi internet ve onun bir unsuru olan sosyal medya üzerinde kısa zamanda dolaşıma girerek insanlar üzerinde algı oluşturabilmiştir.
Türkiye’deki yaygın ismiyle “sosyal medya” ancak en doğru kullanımıyla “yeni medya”, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi gördü. Ancak Türkiye’nin bu konuda biraz farklı bir yeri olduğu aşikâr. Ülkemiz hem Facebook hem Twitter/X kullanıcı sayısında, dünyadaki sayılı ülkelerinden biri. 2016 Haziran rakamlarına göre Türkiye’deki Facebook kullanıcı sayısı 42 milyon. Bu rakam, Türkiye’yi dünya ülkeleri arasında altıncı, Avrupa ülkeleri arasında ilk sıraya yerleştiriyor.
Türkiye’de 6.5 milyonu aktif olmak üzere, 7.2 milyon tekil Twitter/X kullanıcı bulunuyor. Tüm bu veriler tabii ki gün be gün değişiklik gösterebiliyor. İnternet, dünyada ve buna bağlı olarak Türkiye’de yaygın olarak kullanılmaya başlandığı 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren kendi kullanım biçimine ilişkin devrimleri yapmakta son derece tereddütsüz yol kat etmeyi başaran bir mecra. Teknolojinin gelişmesi ve ilerleyen teknolojinin internetin kullanım biçiminde meydana getirdiği değişiklikler, internetin hayatımızda edindiği yeri de sürekli yeniledi[1].
Son zamanlarda tablet bilgisayar, akıllı telefonlar gibi farklı mobil teknolojilerin türemesi ve bu alandaki hızlı gelişim günlük hayatımızın birçok alanında yeni medya araçlarıyla ve ortamlarıyla etkileşim içinde olmamızı sağlamıştır. Bu araçlar bilginin tüketilmesinin yanı sıra bilginin üretilmesine ve paylaşılmasına da uygun bir zemin sağlamaktadır. Dolayısıyla geleneksel medya kullanıcılarının tek taraflı ve edilgen rolü yavaş yavaş aktif mesaj üretici ve paylaşımcı bir role dönüşmektedir. Öyle ki sosyal ortamlara bağlanma ve bu ortamlarda paylaşımda bulunma faaliyetleri günlük yaşamın rutin bir parçası haline gelmiştir. Jenkins, Purushotma, Weigel, Clinton ve Robison, bu sosyal ortamları “katılımcı kültürün resmi doğuşu” olarak nitelendirmektedirler[2].
Bilgisayar ve internete en hızlı giriş yapan ülkelerden biri olan Türkiye’de neredeyse herkesin kullanmaya başladığı sosyal medya ve bu mecrada paylaşılan abartılı yaşam görselleri bir çok sorunu da beraberinde getirdi[3]. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından yürütülen bir araştırma sosyal medyada yalan haberlerin doğru haberlere göre altı kat daha hızlı yayıldığını ortaya koydu. 2006-2016 yılları arasında toplam 126.000 haberin Twitter’daki yayılımını inceleyen araştırma ekibi, doğru olmayan haberlerin sosyal medyada paylaşılma ihtimalinin doğru haberlere göre yüzde 70 daha fazla olduğu sonucuna vardı. Araştırma kapsamında yayılımı incelenen haberlerin doğruluğu ve yanlışlığı da altı farklı doğrulama platformu ile kontrol edilmiş. Science dergisinde yayımlanan bulgular çarpıcı. Ama asıl sorular........
