menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin milyarlarca doları ABD’ye akıyor!

13 0
11.04.2026

Cem Kıran, Moskova’dan yazdı;

Türkiye’nin milyarlarca doları ABD’ye akıyor!

Anlatacağım şeyler sıradan insanları ilgilendirmeyebilir, fakat herkesi ilgilendirmesi gerekiyor, çünkü ülke dışına kaçan para hepimizin parası ve umud ederim bu parayı harcayan büyük şirketlerin gözleri biraz açılır ve bu milli serveti daha fazla boşa akıtmazlar.

Televizyon kanalları-yapımcılar-reklam ajansları:

Bu üç yapı, televizyon tarihinin en önemli üç sacayağıdır, bunlardan biri olmasa televizyonda izleyecek bir şey bulamayız.

Televizyon kanalı, aldığı reklam ücretleri üzerinden para kazanır, bu paranın belirli bir kısmını da yapımcı firmalara öder ve onlar da bu kanallara dizi, yarışma veya farklı programlar üretir ve satar.

Reklamcı ise bu kanalların yayınladığı içeriklerin arasında oynatılacak ilgi çekici reklam filmlerini yapar.

Aslında reklam filmleri de bir yapımdır ve bunların çekimleri, reklamlarda oynayacak ünlü-ünsüz kişiler için de çok yüksek ücretler ödenir.

Bu ücreti de o reklamı yapılan ürünün sahibi şirket öder.

Şirketler sadece reklam çekimi için istenen o şişkin ücreti ödemez, üstüne televizyonda yayınlanacak dizi, film ve programların arasında kendi ürününün gösterilmesi için televizyon kanalına da şişkin bir ücret öder.

Bu şişkin ücretler aslında akşam saatlerinde, izleyicinin en çok TV izlediği saatler için geçerlidir.

Kısacası; televizyon kanallarını hayatta tutan, bu şirketlerin ödediği reklam ücretleridir.

Şirketler, bu reklamlar için iki kere para öder, birincisi reklam çekimleri için reklam yapım ajansına, ikincisi ise yayınlanması için ilgili televizyon kanallarına.

Bu durum, ‘Youtube’ hayatımıza girene kadar böyleydi ve insanlar televizyon karşısında saatlerce sevdiği içeriği izler, aradaki reklamları da izlerdi. Dolayısı ile Türk şirketleri, reklam için harcadığı, daha sonra da televizyonda bu reklamın yayınlanması için harcadığı bol sıfırlı ücretin karşılığını fazlasıyla alırdı.

- Peki şimdi ne oldu da bu paralar Amerika’ya akıyor?

Bildiğiniz üzere ‘Youtube’ ilk yıllarda içerik üreten, kurumsal olmayan kişilerin video içerik ürettiği bir platformdu, yıllar geçtikçe bu platforma, yapım şirketleri, televizyon için hazırladıkları programları yüklemeye başladı.

Televizyonda oynayan bu içerikler ‘Youtube’da tekrarları izlenerek o kadar ilgi görmeye başladı ki televizyon gösteriminde aldığı izlenmeden daha fazla izlenme sayısı almaya başladı.

Bu durum tüm yapım şirketlerinin de iştahını kabarttı.

Günümüzde halen televizyon kanalları, yayınladıkları programların kaç kişi tarafından izlendiğini ilkel ve çok dar bir teknoloji ile ölçüyor. Bunun adına da “peoplemeter” deniliyor.

Özel şirketler tarafından seçilen hane halkı televizyonlarına takılan “peoplemeter” (izleyici ölçer) adlı elektronik cihazlarla kimlerin ne zaman ne izlediği verisi toplanarak hesaplanıyor.

Fakat bu tüm Türkiye’yi kapsamadığı için hiçbir zaman sağlıklı bir veri vermiyor kimseye, sadece küçük ve yanıltıcı bir veri.

Youtube ise verdiği analizler ile bölge, yaş, cinsiyet gibi verilerin yanında, insanların bir videoyu kaç dakika izlediği, videonun hangi sahnesinde insanların videodan çıktığına dair sağlam veriler vermekte. Hatta dizinin içinde “yerleştirilmiş reklam” varsa, bunun izlenip izlenmediği bile görülebilir.

Bu verileri yapım şirketleri çok net görmekte ve yapacakları diğer programlar için de bu verilerden yola çıkarak birbirine benzeyen sahneleri, esprileri, konuları belirliyorlar.

Ortaya çıkan şey ise birbirine benzeyen diziler ve eğlence programları.

Yaptığım araştırmada gördüm ki; televizyonda yayınlanıp hemen ertesi günü kendi ismi ile Youtube kanalına yüklenen bir “güldürü” kanalının içerikleri belki de televizyon izlenmesinden daha fazla izlenme sayısı alıyor.

Kanalın tüm içeriklerinin toplam izlenmesi “altı milyar”!.. İki yıl önce yayınlanan ve şu anda yayında olmayan bir mafya dizisinin Youtube kanalındaki toplam izlenmesi de “altı milyar”!..

Bunlar sadece küçük bir örnekti; bunun gibi pek çok program, milyarlarca kez izlenmiş ve bunların izlenmesinden Youtube’da gösterilen “reklamlardan para kazanılmış”.

Türk şirketleri para kaybediyor!..

Yukarıda belirttiğim sistemde tek kaybeden Türk şirketleri ve ülkenin finansal gücü.

Delice izlenen bu yapımların hayata kavuşması için hem reklam yapım şirketlerine tonla para ödeyip, ardından bu reklamların televizyon kanallarında gösterilmesi için para ödeyen Türk şirketleri, günümüzde zar zor ayakta duran gazeteler ve televizyon kanallarını desteklerken, acaba ödedikleri paralar ile küçük bir zümreyi zengin ettiklerinden ve Youtube’da yayınlanan bu içerikler üzerinden Amerikan şirketi ‘Youtube’un dünya kadar para kazandığından haberdarlar mı?

Youtube ve yapımcılar nasıl para kazanıyor?

Youtube’da oynatılan reklamlar, televizyon reklamcılığına benzese de buradaki reklamlar çok daha ekonomik bütçeler ile çekilmekte, hatta Youtube’da sayın Cumhurbaşkanımız üzerinden insanları dolandırmak için bile yapay zeka yardımı ile reklam videosu yayınlanıyor.

Youtube’a reklam veren büyük küçük-büyük Türk firmaları, bu reklamların hangi içeriklerde, hangi konularda gösterilmesi gerektiğini bile belirleyebiliyor, tabii bunun parası öyle net değil, konusuna göre ücretler değişmekte.

Burada önemli olan şu;

Youtube, o dizi ve eğlence programlarını yayınlayan yapımcılara, onların videolarında çıkan reklamlardan sağladığı gelirin yüzde 55’ni içerik sahibine, yüzde 45’ni ise kendine alıyor, yani yüzde 45 ABD’ye gidiyor!

Parasını Türk şirketlerinin ödediği içerikler üzerinden, 6 milyar kez izlenen içerikten yüzde 45 para kazanan Youtube ve bu içeriklerin reklamlarından yüzde 55 reklam geliri alan yapımcılardan acaba işinde gücünde olan Türk şirketlerinin yöneticileri haberdar mı? Sanmam!

Onlar, Türk televizyonlarında insanların ilgi ile seyrettiği yapımların arasında çıkan reklamlarını muhtemelen övünç ile izlerken, genelde Youtube izlemeyen ve yoğun çalışan bu şirket sahipleri, dönen fırıldaktan bihaberdir.

Ortalama 1000 gösterim başına “0.80 sent”in yüzde 55’lik kısmını bu büyük yapımcılara veren Youtube, tabii ki durumdan memnun, çünkü işin tüm maddi hamallığını yüklenen Türk şirketlerimizin parası ile Türkiye’den milyarlarca izlenme alan popüler yapımlar ertesi gün milyonlarca izlenme alıyor hem de televizyonda milyonlarca kez izlenmesi gereken yapımlar bunlar!

Üstüne üstlük, bu şirketlerin reklam işleri ile ilgilenenler, televizyona verdiği reklam filmini Youtube’da da göstermek için para harcıyor. Yani o yapımların, televizyonda hayat bulması için dolaylı yoldan sübvanse sağlarken, bir daha para ödüyorlar.

Patron duysa muhtemelen o yöneticiyi işten kovar!..

Sakın aklınıza şu gelmesin; “ne olmuş canım, Youtube üstünden ülkeye dolar giriyor!..”

İşte o iş öyle olmuyor maalesef, Youtube Türkiye, kendine reklam veren Türk firmalarından aldığı ücretlerden bu paraları ödeyip, kendi payını oradan kesiyor.

Yani hepsi Türkiye’den çıkıyor!

Halkımız bu tür yapımları artık televizyondan izlemiyor, çünkü Youtube’daki o kaydırma rahatlığı yok, Youtube’da ise, ertesi gün o yapımın tekrarını izlerken beğenmediği yeri kaydırarak, atlatarak izleme keyfine kavuştu, dolayısı ile, ertesi gün Youtube’da yayınlanacağını bildiği şeyi neden saatlerce, reklam izleyerek beklesin ki seyirci,

Türk şirketleri reklam yapım şirketlerini ayakta tutuyor, televizyonları ayakta tutuyor, peki iş adamlarının haklarını, Amerika’ya uçup giden dövizimizi kim koruyacak?

Konunun muhataplarından biri olan, bu sektörden hayatlarını kazanan “Reklamcılar Derneği”ne bu konu hakkında yazdım ve bilgi istedim, fakat susmayı tercih ettiler, muhtemelen paranın nasıl kazanıldığı umurlarında değil.

Fakat internetin gelişmesi ile yok olan “basılı gazete” gibi, televizyonlar da bu umursamazlık ile yok olup gidecek ve kimse bunu umursamıyor.

Hatırlarsınız, devletimiz oyuncular arasındaki tekelleşmeye el atmıştı ve bazı oyuncular bu durumu olumlu karşılamıştı, şimdi sıra bu konuda, ülkemizin her kuruşu değerli ve bu paralar içeride kalmalı, iş adamlarımız, televizyonlarımızı, reklam ajanslarımızı korumak istiyorsak, televizyona yapılan tüm yapımların Youtube’da yayınlanması yasaklanmalı!

Bu konuda inisiyatif alması gerekenler ise İletişim Başkanlığı ve Türkiye sanayiciler ve işadamları birlikleri.

Cem Kıran, dikGAZETE.com


© Dikgazete.com