menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsandır, olur -Hafakan ruhu-

4 0
yesterday

İnsandır, olur -Hafakan ruhu-

Geçenlerde eski bir ecza şişesine rastladım. Üzerinde kocaman harflerle “Hafakan Ruhu” yazıyordu.

Altında da neye iyi geldiği anlatılmış:

“Yürek çarpıntısı, baş dönmesi, göz kararması ile bulantı ve sinir rahatsızlığından mütevellit titreme ve baygınlığa gayet nafidir.”

Bir müddet şişeye baktım.

İlacın ne olduğundan çok adına takıldım.

Demek, eskiden insanı hafakan basmakla kalmıyormuş, hafakanın bir de ruhu varmış.

Şimdi ‘afakan’ basıyor.

Onun da tadına tam varamıyoruz.

“Eskiden insanlar ne güzel bunalırmış”, diyecek değiliz tabii.

İnsan zihninin karanlık odalarını anlamak için yüzyıllarca uğraşmış psikoloji diye koskoca bir ilim var. Bugün adını koyabildiğimiz, tedavi edebildiğimiz, hakkında konuşabildiğimiz nice ruhsal sıkıntının bir zamanlar yalnızca “sinir”, “hüzün”, “melankoli”, “hafakan” diye karşılanmasının romantikleştirilecek bir tarafı yok.

Ama insan yine de o şişeye bakınca başka bir şeyi özlüyor.

Bir biçimi. Bir zarafeti.

Çünkü şişenin üzerinde “kalp çarpıntısı” bile yazmıyor.

“Yürek çarpıntısı” yazıyor.

İnsan bedeninde anatomik olarak yerini gösteremeyeceğimiz ama başımıza ne geldiyse nedense orada hissettiğimiz o eski organ.

Sonra başın dönüyor. Gözün kararıyor. Miden bulanıyor. Sinirlerin bozuluyor. Titriyorsun. Belki bayılıyorsun.

Şişe, bütün bunları büyük bir sükûnetle sıralıyor.

Belki beni asıl etkileyen........

© Dikgazete.com