Alın yazısı kader midir, yoksa insanın sınavı mı?
Abdurrahman Berkcan yazdı;
ALIN YAZISI KADER MİDİR, YOKSA İNSANIN SINAVI MI?
“Alın yazım böyleymiş” bu sözü ne çok duyduk! Kimi yoksulluğuna söyledi, kimi kaybına… Kimi başarısızlığına, kimi yaptığı yanlışlara… Kimi de yıllarca başkalarının hakkını yerken, kendi yaptıklarının hesabını vermemek için kaderi siper etti kendisine.
Peki gerçekten her şey alın yazısı mıdır? Yoksa insan, kendi iradesiyle attığı bazı adımların sonuçlarını da “kader” diyerek başkasının üzerine mi bırakmaktadır? İşte insanın kendisiyle yüzleşmesi gereken yer tam da burasıdır.
Kaderi bahane etmek kolaydır. Zor olan, insanın aynaya bakıp “Ben nerede hata yaptım?” diyebilmesidir. Çünkü insanın en büyük imtihanı başına gelenler değil, başına gelenler karşısında nasıl bir insan olduğudur. Yoksulluk gelir; sabırla mı karşılayacaksın, yoksa başkasının hakkına mı uzanacaksın?
Makam gelir; insanları mı yükselteceksin, yoksa kendini mi büyüteceksin?
Para gelir; ihtiyaç sahibini mi göreceksin, yoksa daha fazlasını istemekten başka bir şey düşünmeyecek misin?
Güç gelir; mazlumun elinden mi tutacaksın, yoksa güçsüzü ezmek için mi kullanacaksın?
Alın yazısı, insanın eline tutuşturulmuş bir mazeret kâğıdı değildir.
“Ben böyleyim!..”, “Hayat bana bunu yaptı!..”, “Kaderim böyle!..” demek bazen insanın kendi sorumluluğundan kaçmasının en kolay yoludur. Oysa insanın hayatında........
