İlki trajediydi, ikincisi komedi olur!
İlki trajediydi, ikincisi komedi olur!İ
Başlıktaki sözü bilmeyen yoktur. Marx’ın 18 Brumaire’inden alıntı ve diyalektiğin mantığını, koşulların belirleyiciliğini mükemmel anlatır. Mahkeme kararıyla CHP koltuğuna oturtulan kişinin ‘ikinci’ fotoğrafının CHP Genel Merkezi’nin duvarına asıldığını görünce, ilk aklıma gelen Marx’ın bu sözü oldu. Fotoğrafını CHP lideri Özgür Özel’in iki yanına yerleştirmişler. Özel’den öncesi ve sonrası. Matrak bir manzara ve insana ister istemez ‘trajedi’ ve ‘komedi’ sözcüklerini anımsatıyor. Hevesli kayyım, ilkinin sonunda bir trajedi yaşadı ve cümlemize yaşattı, şimdi bambaşka siyasal-toplumsal koşullarda ‘görevini’ yerine getirmeye çalışacak, ancak ülke ve ahali onun bıraktığı ülke ve ahali değil. Komediye yazgılı, çok hüzünlü ve hepimize acı çektirmeye azimli bir sürece tanık olacağımızı tahmin ediyorum.
Hatırlatmakta yarar var, komedinin de iyisi kötüsü olur. Bir tiyatro oyunundan söz ediyorsak eğer, özel tiyatro sahnesinde ömrü uzun olmaz kötü komedinin. Fakat ‘devlet destekli’ bir tiyatroda sahnelenen müsamerenin niteliği ile sahnelendiği süre arasında doğru orantı aramamalı. Uzayabilir, çünkü finansörü seyirci değildir. Şimdi CHP binasına yerleşen kişinin kötü senaryo, kötü yönetmenlik, berbat oyunculuk ve bir avuç seyirciyle müsameresine tanık olacağız. Onun iki fotoğrafının arasında yer alan Özgür Özel’in son zamanlardaki siyaseti, itirazı sona ersin, CHP eskisi gibi olsun, rejime itiraz etmesin, uyum sağlasın, haddini bilsin ve sonunda seçimi kaybetsin!
Başaracak mı, bu başka mesele ve asıl soru da bu. Sorunun yanıtı ise hemen her zaman gözardı edilen halka bağlı. Ezcümle, ikincisi komedi olur olmasına da, ne kadar süreceği ahaliye kalmış.
Partilerin kurumsal kimliği ve kaynakları, örgütü, siyaset için gerekli ve kolaylaştırıcı elbette. Ancak siyaseti bu kaynaklardan ibaret görmek genellikle kabul gören ve tutucu bir yaklaşım. CHP’ye atanan kişi bir süreliğine ‘kurumu’ ele geçirecek, yetkilerini kendisine muhalif olanları felç etmek için kullanacak, hatta belki partiden ihraç edecek; falcılığa gerek yok, olursa görürüz. Ne yaparsa yapsın… şu anda Özgür Özel herhangi bir şehrin meydanında bir sandalyenin üzerine çıkıp eline bir megafon alsa, etrafına binlerce insan toplayacaktır. Hele ki günümüz iletişim olanaklarıyla milyonlarca yurttaşa ulaşmak, Demirel’in tabiriyle ‘halk banyosu’, eskisinden çok daha mümkün.
Peki, dokunulmazlıkları kaldırılır da içeri girerlerse… Eh,........
