Çok partili 'demokratik' yaşam olacak mı olmayacak mı, yeni soru bu!
Çok partili 'demokratik' yaşam olacak mı olmayacak mı, yeni soru bu!Ç
‘Dünya bir gaz ve toz bulutuydu’ lafazanlığına meyletmeden, bu günlere varan yoldaki birkaç ‘yakın tarihli’ anayasal eşiği hatırlatmak isterim:
İlk eşik, 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerdi. OHAL KHK’sıyla ne yapılamayacaksa yapıldı. Yapılabildi. Aptallık, ilkesizlik ve korku birleşip ‘sessizlik’ oldu. İktidar, önünün açık olduğunu o aylarda gördü ve devam etti. KHK’lar sona erse de etkisi tüm ağırlığıyla sürüyor. Örneğin, o günlerde işinden olan ve ‘kokmaz bulaşmaz’ üniversite camiasının anlamlı tek bir cümle kurmadığı ihraç furyasıyla atılan meslektaşlarımızın çoğu henüz iade edilmedi.
İkincisi, Kılıçdaroğlu’nun ‘anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz’ zırvasıyla dokunulmazlıkları bir kereye mahsus kaldıran anayasa değişikliğini desteklemesi ve bu denli ‘anormal’ bir değişiklikle HDP’lilerin (ve bir CHP’linin) ceza evine girmesine neden oluşuydu.
Üçüncüsü, 2017 anayasa değişikliği ve oylama günü ‘kural değiştiren’ YSK’nin marifeti oldu. O gün, 1909’da benimsenen hakimiyeti milliye ilkesinde koca bir gedik açıldı, yeni bir rejime geçildi.
Kasım 2023’teki yazının başlığı, ‘Memleket yargısı için dahi hayli cüretkâr bir adım’ idi. Can Atalay kararını veren Yargıtay dairesinin AYM üyeleri hakkında suç duyurusu yaptığı, tarihimiz için dahi hayli fantastik bir karar ve bir eşikti. O eşik de aşıldı.
Eylül 2025’teki yazının başlığı ‘Muhalif siyasi partiler olacak mı olmayacak mı, soru bu’ idi. Yazı, CHP İstanbul il örgütünün görevden alınmasına ilişkin absürt mahkeme kararı üzerineydi. Yeni bir eşikti. Aşıldı.
Bu arada, Kürt siyasi partilerine ‘kayyım’ konusunda çektirileni unutmuyorum kuşkusuz, son yıllara dek büyük ölçüde sessizlikle karşılandı o kayyımlar ve sonunda Diyarbakır-İstanbul arasının zannedildiği ölçüde uzak........
