Biz gülerken yorulan adam: Fatih Ürek
Fatih Ürek’in sanatı ve kendisi bazı büyük (!) entelektüel çevrelerce hafife alındığı için onun adını yüksek sesle anmayacaklar.
Sanki yıllarca onun şarkılarıyla kulüplerde, pistlerde kendilerini kaybedercesine dans etmemişler gibi…
Büyük yazarlar Fatih’i yazmayacak. Ben acemi bir küçük yazarım. Fatih için iyi şeyler yazacağım.
Baştan anlaşalım. Sayım suyum yok!
Bunları söylerken bile bir boğazın iki kıyısında durduğumu ve mayına bastığımı bilerek yazıyorum.
Ama en büyük ahlaksızlık, hiç kimse bakmadığında gerçekten kim olduğunu bildiğin halde, kalabalıkların karşısına geçtiğinde ‘mış’ gibi pozları vermek değil mi?
Halkın sevdiğini küçümseyeni halk da küçümser.
Türk aydını bu yaranın kabuğunu yüzyıldan bu yana kopartmaya devam ediyor.
Bu bir ölümün ardından yazılmış, magazinsel bir veda yazısı değil.
Bu yazı, hafife alınmış bir emeğin, kolay sanılan bir neşenin, görünmez bir disiplinin, bu coğrafyada fazla olmanın kayda geçirilmesidir.
Fatih Ürek bu ülkede fazla olmanın bedelini ödemiş bir insandı.
Fazla renkliydi. Fazla sesliydi. Fazla gülerdi. Fazla görünürdü. Bizde fazla olana iki şey layık görülür. Ya bir karikatüre konu edilir ya da sessiz bir küçümsemeye, yok saymaya…
Onu izledik,........
