Yağmur Gözlüm
Konservatuarı bitirdiği yıl tanışmış, çok geçmeden arkadaş olmuştuk. Arkadaşlığımız hangi ara duygusal yakınlığa varmıştı, ikimiz de anlamamıştık. Müzisyendi. Gönlünün sesi yankılanırdı şarkılarında. Bir yerde oturup çay, kahve içerken sadece benim duyacağım şekilde şarkılar söylerdi. “Fikrimin İnce Gülü”nü çok sevdiğimi bilirdi. Önce o şarkıyı söylerdi, sonra ortak şarkılarımızı, gönül titreten, insanın ruhunu dinlendiren en güzel şarkıları…
Etrafına neşe saçan, mutlu olmasını bilen biriydi ama bir o kadar da gözleri hep nemliydi. Tanımayan biri görse ağladı ağlayacak zannederdi. O yüzden “yağmur gözlüm” derdim ben ona. Çok da hoşuna giderdi.
Bir gün söz döndü dolaştı, doğal seyrinde evlilikten açıldı. Hiç tereddüt etmeden “Özgürlüğü aşka tercih ederim. İstersen bu şekilde sürdürebildiğimiz kadar sürdürelim.” dedi. Tabi o an ne diyeceğimi bilemedim. Her ne kadar belli etmesem de kendi mezarını kazan idam mahkumundan daha beter hissettim kendimi. “Dediğin gibi olursa gönül birlikteliğimiz........
