menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

50 0
10.05.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

Bir önceki yazıda İran’ın on dokuzuncu yüzyıl boyunca Körfez’in karşı kıyılarına neden dönemediğini anlatmıştık. Kaçar İranı, tarihsel hafızasında Bahreyn’i ve Körfez’in Arap kıyılarını unutmadı. Fakat bu hafıza fiili bir güce dönüşmedi. Kuzeyde Rusya, doğuda İngiltere, güneyde İngiliz deniz üstünlüğü ve içeride zayıf devlet aygıtı İran’ın hareket alanını daralttı. Anayasa Devrimi de bu zayıflığı gideremedi. İran, yirminci yüzyılın başında, güçlü bir bölgesel aktörden çok, kendi toprak bütünlüğünü ve merkezi otoritesini yeniden kurmaya çalışan bir ülke oldu.

Bu tablo Rıza Şah’ın yükselişiyle değişmeye başladı. 1921 darbesi ve 1925’te Pehlevi hanedanının kuruluşu, İran’da yeni bir merkeziyetçi devlet inşa sürecini başlattı. Ordu güçlendirildi. Taşra üzerindeki merkezî denetim artırıldı. Aşiretler ve yerel güç odakları bastırıldı. Limanlar, yollar, demiryolları ve bürokrasi üzerinden ülkenin farklı bölgeleri Tahran’a daha sıkı bağlandı.

Bu merkezileşmenin parçası olarak İran Körfez’in kuzey kıyılarını, limanlarını, adalarını ve Hürmüz Boğazı çevresini daha sıkı denetimi altına aldı. Ancak hakimiyetini Körfez’in ötesine yayamadı. Zira güney kıyıları ya İngiltere’nin koruması altındaydı ya da Suudi Arabistan gibi bir kara gücünün.

Körfez uzun süre İngiltere için Hindistan ve deniz ticaretinin güvenliği açısından önemliydi. Petrolün keşfiyle bu bölge Hindistan’dan bağımsız olarak da stratejik önem kazandı. Petrol 1908 yılında Körfez’in kuzeydoğusunda, İran sınırları içinde Mescid-i Süleyman’da keşfedilmişti. Bu tarihten 24 yıl sonra, 1932’de Bahreyn’de petrol bulundu. Bunu 1938’de Kuveyt ve Suudi Arabistan’da, 1939’da Katar’da yapılan keşifler izledi. Böylece Körfez’in güney kıyıları İngiltere ve giderek Amerika Birleşik Devletleri için daha kritik hale geldi. Bu şartlarda İran’ın karşı kıyıya güç projekte etmesine izin verilmesi beklenemezdi.

İran’ın da o gücü yoktu. İkinci Dünya Savaşı bunu açık biçimde gösterdi. 1941’de İngiliz ve Sovyet kuvvetleri İran’ı işgal etti. Rıza Şah tahttan çekilmek zorunda kaldı ve yerine oğlu Muhammed Rıza Şah geçti. Bu hadise, İran’ın hâlâ büyük güç müdahalesine açık kaldığını........

© Daktilo1984