Bir avuç kömür için bir ömür verenlere!
Geçen hafta emeğin başkenti Zonguldak’a ilk kez yolum düştü. Kitap Fuarı için oradaydım ama İstanbul’a dönmeden önce Zonguldak Maden Müzesi’ni görmek isteyince yola koyulduk.
Bizi müzeye götüren şoför, 16 yaşında madenciliğe başladığını söyledi. Bir anısını anlatırken akrabalarından birinin kaçak bir madende çalıştığını ve ona da “Sen de yarın gel başla” diyerek çalışması için öneride bulunduğunu anlattı. Ertesi gün işe gidecekken ailedeki bir hastalık nedeniyle gidememiş ve o gün madende yaşanan bir patlama yüzünden çok sayıda madenci can vermiş.
Genç yaşında ölüme o kadar yaklaşıp rastlantı sonucunda kurtulduğu günlerden sonra şoförlük yapmaya başlayınca madenciliği bırakmış. Yaşadığı kentten söz ederken “Zonguldak bir kaderdir. Burada doğup büyüyen çoğu genç için kaçak madende çalışmaktan başka yol yoktur, çünkü başka iş yoktur” dedi; ödenen günlük ücret diğer işlere göre daha iyi olduğundan ve bölgede başka iş bulma zorluğu yüzünden madenciliğin orada zorunlu olduğunu anlattı.
Devlet denetlemiyor mu diye sorduğumda, “Valiler zaman zaman denetler, hatta önceki bir vali kendisi habersiz gidip denetler, kaçak madenleri mühürlerdi. Ama bununla baş etmek çok zor. Şu dağlar hep kaçak........
