Yargıya anayasal blokaj - Başar Yaltı
Ulusal egemenliğin bir parçası olan yargı, yasama ve yürütmenin denetimini sağlamak ve kişiler arasındaki anlaşmazlıkları adaletli bir çözüme kavuşturmak için vardır. Yargı bu görevini, bağımsız ve tarafsız oldukları anayasada belirtilen mahkemeler aracılığıyla yerine getirir. Yargı organının bir başka işlevi ise hukuksal meşruluk üretme özelliğidir. “Bağımsız ve tarafsız” olduğu varsayılan mahkemelerin uygun bulduğu yasama ve yürütme işlemleri, toplumun geneli tarafından kabul gördüğü düşünülerek “meşru” kabul edilir. Aksi yöndeki mahkeme kararlarına konu eylem, işlem ve kişiler ise “gayri meşru” kabul edilerek sistem olanaklarından yararlandırılmaz.
Yargı sisteminin meşruluk kazandırma özelliğine sahip olması, paradoksal olarak onun bağımsızlık ve tarafsızlık niteliğine yönelik en büyük tehdittir. Özellikle hukuk devleti niteliklerinden ve demokratik yönetim anlayışından uzak otoriter iktidarlar, yaptıkları işlem ve verdikleri kararlara toplumun gözünde meşruluk katmak, siyasal rakiplerini “gayri meşru” göstermek için yargı sistemi maşa olarak kullanırlar. Yargıyı denetimleri altına alarak siyasal yönlendirmelerini yargı eliyle yapmayı yeğlerler. Dolayısıyla yargısal kurumları siyasal iktidarın müdahalesine olanak verecek şekilde yapılandırırlar.
Kuşkusuz bu işlemler toplumun gözünden kaçırılarak planlanır ve örtülü şekilde yapılır. Bir yandan bağımsız ve tarafsız mahkemelerden söz edilir, hatta daha da ileri gidilerek “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz” (AY. m.138/2) denilir, öte yandan tüm yargı sistemi siyasal talimatlara açık bir yapıya teslim edilir.
NEOLİBERAL SİYASAL İSLAM
Byung-Chul Han’ın deyişiyle, kapitalizmin mutasyon geçirmiş biçimi olan neoliberalizm, bir fikre dayalı olarak değil, olaylar üzerinden........
