menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İzmir duruşu...

29 0
25.09.2026

“Kurtuluşun ve kuruluşun kenti” İzmir’in, Cumhuriyet ve demokrasi değerleri ile çok özgün bağları var. Bu bağlılık nedeniyle, İzmirli yurttaşların büyük çoğunluğu, her daim Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetine ve çağdaş demokrasiye sahip çıkıyor. Siyasal tavırlarıyla-duruşlarıyla, ülkenin kritik dönemeçlerinde, belirleyici ve yol gösterici bir rol oynuyor.

İzmir’in ve İzmirlinin son yıllardaki özgün bir tutumu da mevcut iktidara karşı aldığı siyasal tavra yansıyor. Genel ve yerel hiçbir seçimde iktidara geçit verilmiyor. Özellikle de yerel seçimlerde, her türlü baskıya, kuşatmaya ve vaade karşın, muhalif adaylar tercih ediliyor. İzmir, bu siyasal tavrıyla da özellikle büyük kentler arasında çok farklı ve özgün bir yer ediniyor. Biz, kısaca “İzmir duruşu” olarak tanımlanan bu tavrın, gelecekte yaşadığımız dönemi inceleyecek ve yazacak siyaset bilimciler için, önemli bir değerlendirme olacağını düşünüyoruz. 

İzmir’de bir türlü dikiş tutturamamış siyasi iktidar, son dönemde farklı bir yol deniyor. Seçimle alamadığı kentleri, yerel yönetimleri; başkanları ve meclisleri kuşatarak, hizmet vaatlerinde bulunarak almaya çalışıyor. Böylece yerel yönetimlerde yeni siyasal dengeler oluşturmak ve kendine yeni alanlar açmak istiyor. Bunun son örneği de Foça oldu. 

O Foça ki 37 yıldır muhalif başkanlarca yönetiliyor. CHP’nin baraj altında kaldığı en zorlu dönemlerde bile, muhalif adayları seçmesiyle biliniyor. Üstelik son iki yerel seçimde, iktidar partisi burada aday bile çıkaramamış, Bütün bunlara karşın, CHP’li başkan Saniye Bora Fıçı iktidar partisine transfer oluyor. İşin bir başka ilginç yönü, iktidar partisinin İzmir’de ilk kez bir CHP’li başkanı transfer etmiş olması. Siyasal gözlemciler, bunun devamının başka isimlerle gelebileceğini ifade ediyorlar. 

Biz bu transferleri, ister baskıyla isterse hizmet vaadiyle yapılmış olsun, hiçbir biçimde kabullenemiyoruz. Çünkü bu tavrın, seçmenin iradesine ve emanetine ters düştüğünü düşünüyoruz. Muhalif başkanlar bu görevlere soyunurken önlerindeki bütün zorlukları biliyorlardı. Seçmen, onlara muhalif duruşları ve siyasi aidiyetleri nedeniyle oy verdi. Şimdi bütün bunları yok saymak ve hizmet gerekçesiyle ya da başka gerekçelerle tam tersi konumlara savrulmak, hiçbir biçimde açıklanamaz ve savunulamaz. 

Muhalif başkanlar, kendilerine verilen oylara, seçmenlerin emanetlerine titizlikle sahip çıkmalıdır. Hiçbir baskı, korkutma, kuşatma ve vaat, onları bu duruşlarından vazgeçirememelidir. İzmirliler, oy verdikleri başkanlardan ve meclis üyelerinden, haklı olarak öncelikle bu tutarlılığı bekliyor. 

Sözün özü;........

© Cumhuriyet