‘Derin devlet’ten ‘derin NATO’ya
1945’te başlayan Soğuk Savaş döneminde, Batı Emperyalizmi, Sovyetler Birliği’ne karşı din, mezhep, ırk ve milliyet kimliklerini kullanarak dünya çapında bir savaş başlattı.
NATO da bu Soğuk Savaş’ın sıcak askeri kanadı olarak 1949 yılında kuruldu ve Türkiye, hemen üyelik için başvurdu.
Türkiye’nin başvuruları Mayıs 1950’de ve Eylül 1950’de geri çevrildi. Çünkü NATO’nun küçük üyeleri ile ABD, Sovyet tehdidini artıracağı gerekçesiyle Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkıyorlardı.
1950’de Kore Savaşı’na gönderilen Türk askerinin gösterdiği yararlılık üzerine Türkiye, 21 Eylül 1951’de Yunanistan’la birlikte NATO’ya davet edildi.
29 Ocak 1952’de ABD Senatosu bu iki ülkenin üyelik başvurusunu onayladı; Türkiye Büyük Millet Meclisi de 18 Şubat 1952’de Türkiye’nin NATO’ya katılmasına karar verdi.
Emperyalizm ve NATO, Türkiye’deki dincileri ve ırkçıları, hem siyasal hem kültürel yaşamda, “Anti-Komünizm” ideolojisi ile örgütledi.
Böylece her türlü Demokratik, Atatürkçü, Laik, Bağımsızlıkçı ve Solcu gelişmeyi engellemek için hem siyasal partiler hem de öğrenci ve kültür dernekleri teşvik edildi, yeni örgütler kurduruldu ve bütün toplum yönlendirildi.
Ülkemizi bugünlere taşıyan 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi de 1975 Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin kuruluşu da 1980 Askeri Darbesi de doğrudan doğruya Emperyalizmin........
