menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cübbenin cebi

21 0
04.09.2026

Avukat, hâkim, savcı gibi adaleti tesis etmeyi meslek edinenler, “hukuk evreni”nde Orta Çağ’a kadar uzanan köklü bir geleneğe bağlılıkla cübbe giyerler. Ülkeden ülkeye cübbelerin tarzı değişiklik gösterse de Türkiye gibi Kıta Avrupası (Roma) hukukunu benimseyen ülkelerde cübbelerin sembolik anlamı ortaktır. Ülkemizdeki mahkeme salonlarında hakimlerin, savcıların ve avukatların giydiği cübbelerde cep ya da düğme bulunmaz. Bunun çok değerli bir anlamı vardır:

Cep yoktur çünkü adalet, hukuk ve yargı metalaştırılamaz, ticarileştirilemez, alınıp satılamaz. Adil bir yargıç hiçbir çıkar için hukukun üstünlüğüne, adalete gölge düşürmez.

Düğme yoktur çünkü adil bir yargıç hiçbir makamın önünde düğme iliklemez; güçlüden yana değil, haklıdan yana olmalıdır. Hukuk ve yasalar her şeyden ve herkesten mutlak üstündür.

Hukukun koşulsuz üstünlüğünü ve yargının mutlak bağımsızlığını savunmak bir hukuk insanının en öncelikli gayesi olmalıdır.

Benzer şekilde; dünyevi mal ve mülkün geçiciliğini, terk edilmesi gerektiğini; öte dünyaya hiçbir maddi varlığın götürülemeyeceğini simgeleyen kefende ya da bazı tasavvufi anlayışlarda giyilen hırkalarda da cebin bulunmayışı böyle sembolik bir anlam taşımaktadır.

Duruşma Salonuna Girerken

Hukukçular duruşma salonuna girerken, kendilerini diğerlerinden ayıran ya da bazılarına yaklaştıran bütün farklılıklarını, aidiyetlerini ve kişisel özelliklerini kapının eşiğinde bırakmak zorundadır.

Yargı; onu icra edenlerin kişisel kimliklerinden, yaşam biçimlerinden, beklentilerinden, zihinsel tutumlarından, her türlü kişisel çıkarlarından ve gelecek kaygılarından arındırılmalıdır. O salonlara yalnızca evrensel hukuk normları, kanunlar, akıl, hukuki bilimsellik, vicdani ilkeler, adalet tesis etme bilinci ve sorumluluğu girmelidir.

Hiç kimse yargıdan, hukuktan üstün değildir.

Cüppelerin ceplerini doldurma kaygısı taşınırsa ya da siyasi ya da toplumsal olarak etkin görünen makamlar önünde düğmeler iliklenirse, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı tehlikeye düşer. Makamların önünde eğilecek başlar, iliklenecek düğmeler kişisel hesaplara dönüştüğünde artık “adalet” yalnızca bir kadın adı ya da bir sokak adı olarak kalır ve geriye........

© Cumhuriyet