Hulusi Akar’ı utandıracak kitap
“Zifiri karanlık bir süreçten geçiyoruz ve maalesef çok az kişi aydınlığı unutmadı.” Elimdeki kitap böyle başlıyor. Sözün sahibi “Donanmanın kutup yıldızı” görülen Cem Aziz Çakmak. Gazetemizin emekçisi Çağdaş Bayraktar, yeni çıkan Deniz Üstü Köpürür kitabında, Cem Amiral’in bir yıldız gibi yükselişinden iktidar destekli FETÖ kumpaslarıyla hedef alınmasına ve nihayetinde kanserle veda edişine değin hikâyesini yazmış.
Teoriler üzerine konuşmayı severiz. Pek az insan ise teorinin karşılığına yürüyen örnektir. Cem Amiral bunlardan biriydi. Onun hikâyesi eşittir donanmanın hikâyesiydi.
Emperyal sistem TSK’deki Atatürkçü birikimi hedef alırken “kötü çocuklar” denizcilerdi. Elbette sebepsiz değil. Cumhuriyet döneminin altın çağını yaşayan donanma; NATO’nun Karadeniz açılımına engel oluyor, Ege’de ve Akdeniz’de kimi NATO ülkeleriyle ters düşüyordu. Öte yandan Deniz Kuvvetleri, MİLGEM, GENESİS gibi projelerle askeri altyapısını hızla dış bağımlılıktan kurtarıyordu. Ayrıca askerin en modern, en laik, en değişime açık kesimi olan denizciler ideolojik olarak da hep irticanın hedefiydi. İşte tüm bunlar nedeniyle kumpas davalarda en büyük hedef denizciler oldu. Sadece Balyoz davasında ceza alan Deniz Kuvvetleri mensubu 36 Amiral, 115 subay ve 5 astsubay vardı.
23 Şubat 2010 günü, Cem Gürdeniz ile birlikte üniformalarıyla tutuklanan ilk amiral oldu. 5 haftalık tutukluluğun ardından önce serbest kaldı. Sonra 11 Şubat 2011’de 163 subayın arasında ikinci kez hapse girdi. 2012 YAŞ’ı ile canından çok sevdiği üniforması sırtından çıkarıldı. Kızını hapiste evlendirdi. Cezaevinde kanser oldu. 6 Haziran 2015’te beraat kararını aldığında hastalığı son evredeydi. 3 Temmuz’da gözlerini yumdu.
Biliyorum, Cem Amiral kendisini hedef alanlardan daha çok TSK içindeki “Hukuk sürecine saygılı olalım” diyenlere öfkeliydi. Onlar hapishaneye, hastaneye, cenazeye gelmekten korktular. Resmi ölüm ilanına “silah arkadaşı” yerine “çalışma arkadaşı” yazdılar.
Çağdaş Bayraktar, süreç boyunca Cem Amiral’in kendisiyle........
