En çok senin bayramın kutlu olsun!
"Neler yapmadık şu vatan için/Kimimiz öldük/Kimimiz nutuk söyledik" diyor ya şair…
Mehmet Türkmen 5 Mayıs 1978’de doğdu. Haftaya 48. doğum gününü hapiste, pastasız ve mumsuz kutlayacak. Doğdu doğalı aynı şehirde, Antep’te yaşıyor. Hayat demiyorum, yoksulluk yüzünden okuyamadı. Çocukluğu kısa sürdü. Zira 8 yaşından beri çalışıyor. İplik ve makara oyuncağı oldu. Tam 16 yıl halı fabrikalarında dokumacı olarak çalıştı. Tekstil işçilerine 40 yıldır abi, abla, kardeş dedi. Bazıları şarabın tadını bazıları ağaçların adını iyi bilir. O tekstil işçisinin ruhunu biliyor.
Kitaplardan değil hayat ona öğretti ki dünyada iki sınıf vardır: Çalışanlar ve çalışanları sömürenler. Bu kadarı yetmedi. Emek Partisi’ne katıldı. Okudu, anlattı. Partinin genel başkan yardımcılığına kadar geldi. İki kez siyasi davada yargılandı.
Asıl derdi işçi sınıfıydı. Dünyayı doğuran sınıf, varlığı üreten sınıf, çokluğun karşılığı olan sınıf… Aynı zamanda yaşamayan, doyamayan, insan muamelesi görmeyen sınıf… İşçilerin gücünün hayatta karşılık bulamamasının nedeni elbette örgütsüzlüğüydü. Sarısı, beyazı, kırmızısı… Sendikalar ya işçiyi tanımıyor ya hakkını savunmuyordu. 4 yıl önce, konfederasyonlardan bağımsız, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nı (BİRTEK-SEN) kurdu.
Sendikanın başkanı olarak kısa sürede işçileri arkasında topladı. Bir yerde işçilerin maaşı mı ödenmiyor? Bir fabrikada işçi mi öldü? Bir işçi kimyasaldan hasta mı oldu? Oraya koştu. İşçileri topladı. Onların hakkını istedi. Hukukunu savundu. Verilmeyince pankart astı. Grev yaptı.
Gaziantep’teki tekstil patronları elbette onu düşman belledi. Gördüklerinde 155’i arıyorlardı. Son 4 yılda en az 15 kez gözaltına alındı. Geçen Şubat’taki grevde patron ricasıyla bir süre tutuklu kaldı.
HAPSE GÖTÜREN KONUŞMA
Geçen ay, Antep’te Sırma Halı’da zam farkları ve maaşları ödenmeyen işçiler greve başlamıştı. 12 Mart günü işçilerin arasında o belirdi. O konuşmayı yaptı:
"Siz bugüne kadar bu Başpınar’da sizin patronunuz başta olmak üzere, Şireci başta olmak üzere işçinin hakkını yemeyen bir tane patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, hepsi işçinin rızkına çöküyor, hepsi işçinin hakkını yiyor, hakkını çalıyor.
Öyle değil mi? Şireci’de, daha iki ay önce işçinin iki tane kolu koptu ya, işçi öldü burada ya. Bugüne kadar bir tanesi için bunlara hesap soran oldu mu? Olmadı. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik........
