Futbol Turizmine Taksici Darbesi
UEFA Kupası finalinin tarihi ve yeri daha önceden UEFA tarafından belirlenmişti. Final maçı, 20 Mayıs 2026’da İstanbul’da oynanacaktı. Bilinmeyen tek şey, finale hangi takımların kalacağıydı. Sonuçta İngiliz Aston Villa ile Alman Freiburg karşı karşıya geldi.
Bu, en az 50 bin taraftarın İstanbul’a gelmesi demekti. Düşünebiliyor musunuz, yabancı futbolseverlerin bıraktığı dövizi? Tam 100 milyon euro. Yediler, içtiler, eğlendiler; maçı izleyip ülkelerine döndüler. Hiçbir taşkınlık yaşanmadı. İki kulübün taraftarları birbirine girip kavga etmedi. Publarda birlikte içki içtiler. Centilmenlik İstanbul sokaklarında kol gezdi. Esnaf ekonomik olarak rahat bir nefes aldı. Stat çevresindeki yollarda trafik akıcılığı sağlandı. Konuk taraftarlar ayrılırken “I Love You İstanbul” şarkıları söylediler.
Buraya kadar her şey güzel. Muhtemelen bu deneyimden sonra UEFA, yeni bir final organizasyonu için yine Türkiye’yi seçecektir. Bundan organizatörler kadar ben de eminim.
Ancak maalesef ülkemizde, yabancıları aldatma yolunu seçen; Türkiye’nin imajını zedeleyen, mesleğine ve insanlığa ihanet eden bir grup taksici yine görev başındaydı. Taksimetre açmayan, TL yerine yabancı para isteyen, 1 kilometrelik yola 15 sterlin ücret yazan, taraftarları azarlayan, yolcunun yanında sigara içen, radyoyu sonuna kadar açan ve sürekli korna çalan bu tür taksi şoförleri ülkemizin imajını ciddi şekilde zedeliyor.
Bir gerçeği kabul etmek gerekiyor; geçmiş yıllarda ülkemizde taksi hizmetleri bugüne göre çok daha kötü durumdaydı. Ne denetim yeterliydi ne de hizmet standardı vardı. Ancak zaman içerisinde çıkarılan yasalar, bağlı........
